Bugun...

Ayhan GÜLSOY
GÖNÜL DAĞI
Tarih: 09-06-2020 07:58:00 Güncelleme: 09-06-2020 07:58:00


   Neşet Ertaş'ın ne güzel türküsüdür:
“Gönül dağı yağmur  boran olunca
Akar can özünden sel gizli gizli"
   Gönül, yabana atılacak kavram değil. Günlük hayatımızda bizi incelten, damıtan, ayıklayan bir pınar. Gönül pınarı kurumuş adamdan hayır gelmez. Yunup arınmayı bilmez o kişi; kabadır, karadır; çevresini kırar. Edebiyatımızda ve türkülerimizde boşuna işlenmemiştir yüz yıllarca...Gönül eğitiminden geçmemiş insandan korkun, uzak durun. Nerede, ne zaman bir çuval inciri berbat edeceğini, nasıl kalp kıracağını bilemezsiniz.
   ***
   Peki gönül penceresinden bakarak ülke yönetilir mi? Devlet yönetiminde gönül mü esas alınmalı akıl mı? Gönül ve akıl, ne kadar uyumlu olabilirler? Bu soruların yanıtını da ancak, “akıl" ile verebiliriz. Devlet yönetiminde gönlünüze göre değil, aklınıza göre kararlar almak gerekir.
   Aklın yolu ise, araştırma, bilim ve  deneylerin çizdiği yoldur. Artık gönül susar orada. Akıl ve  bilim ışığında ne yapmak gerekiyorsa onu yaparsınız. İğneden korkan çocuğun ağlamasına gönlünüz razı olmaz ama; siz o iğneyi, o aşıyı çocuğa yapmazsanız, ona kötülük etmez misiniz, onun sağlığını tehlikeye atmaz mısınız?
   ***
   Kararlar, yönetmelikler, yasalar, anayasalar değişebilir. Yöntemler, tarihler,kurallar da elbette değişir, değiştirilir. Ama bir koşulla; bir kişinin gönlüne göre değil; kurulların, uzmanların, bilim adamlarının önerisi üzerine yapılır bunlar.Aksaklık görülen konuların  giderilmesi, sorunların çözülmesi için, konunun uzmanları, yetkin kişileri oturup tartışırlar, çıkan sonuca göre yeni kurallar belirlenir. Koca bir toplumu ilgilendiren hiçbir konu; yeri, yurdu, makamı, aklı, gücü ne olursa olsun; tek kişinin gönlüne bırakılamaz!
   ***
   Ne başkanlık sistemine, ne yarı başkanlık sistemine benziyor bugünkü yönetim tarzımız. Parlamenter sistemi terk etmekle,neler kaybettiğimizi zaman içinde daha iyi göreceğiz.
   İğneden ipliğe, her konuda tek kişinin kararları ile ülke yönetmek kolay mı? Oysa kurumlar ve uzmanların dikkate alındığı; güçler ayrılığı ilkesinin kesin çizgilerle belirlendiği; her sorumlunun  hesap verebildiği düzeneklerde, insanların sorumluluğu da, sırtlarındaki yük de paylaşılmış olur. Böylece, hiç kimse, altından kalkamayacağı sorumluluğu üstlenmemiş olur.
    ***
   Yöneticiler gönülle  değil, akılla görev yaparlarsa, geleceğimizi güvende hissedebiliriz. Güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemi kurmaktan başka çare yok. Güçler ayrılığı yoksa; kurulların, kurumların sesi çıkmıyorsa;vay halimize!
   Fuzuli’den bir dizeyle bitsin yazı:
   “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil"
İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com

 

 

 



Bu yazı 9012 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI