Bugun...

Zeki GÜMÜŞ
PES DOĞRUSU!
Tarih: 10-04-2018 12:12:00 Güncelleme: 10-04-2018 12:12:00


   Son 15 yılda hizmet ve sanayi sektörlerinin ekonomideki payında önemli bir değişiklik gözlenmezken, tarımın ekonomideki payı hızla düşerek 4,2 puanlık bir düşüş göstermiştir. Tarımdaki bu gerilemenin yüzde olarak ifadesi ise 40,8’dir. Tarım sektörünün yitirdiği bu payın ise inşaat sektörüne kaydığını görüyoruz. Tarım sektörünün GSYH’dan aldığı pay geçen yıl düştüğü ve dip yaptığı gibi halen de düşmeye devam etmektedir. Yeni tarım politikaları geliştirilmediği takdirde tarımın milli gelirdeki payı, yeni dip rekorlar kıracağa benziyor.
   Son ayda döviz kurlarındaki artış, TCMB’nın açıkladığı TÜFE bazlı reel kur endeksine göre Türk Lirası’nı tarihinin en düşük değerine indirmiştir. Yani vatandaşın parası efektif paralar karşısında buz gibi erimiş ve satın alma gücü azalmıştır. Et fiyatları ithal ete rağmen üç ayda %8 artmış ve sütte yıllık enflasyon %30 olmuştur.
   Dış borca gelince 2017 sonunda tarihi rekor kırarak en yüksek düzeye çıkmıştır. Dış borcun GSYH’ye oranında 53,3 ile son 15 yılın rekoru kırılmış, buna göre dış borcumuz 453.207 milyar dolar ile tüm zamanların zirvesine çıkmıştır.
   Büyüme ve Enflasyon açmazına gelince 2017 yılında ekonomimiz % 7,4 büyümüş vaziyetteyiz. 2017 yılında enflasyon ise yıllık bazda % 11,92 olmuştur. Enflasyon bu kadar yüksekken büyümeyi tetiklemek için parasal genişleme yaratacak uygulamalar ( değişik projeler; nükleer santral, S 400 füze alımı, 3. havalimanı, kanal İstanbul vs gibi ) ekonomiyi temel bir açmaza sürüklemiştir. Türkiye ekonomisi de uzun zamandır böylesi bir açmaz içinde olduğundan böylesine politik ikbal uğruna sürdürülebilir değildir.
   Ayrıca dünyada büyüme dolar bazında kişi başına GSYH ile değerlendirilir. 2016 yılında kişi başına GSYH 10.800$ iken 2017’de 10.500$’a gerilemiştir. Nasıl % 7,4’lük büyüme gerçekleştirdik bunu da anlamış değilim.
   Ekonomideki yerli ve milli söylevlerine gelince yapılan ihale ve yatırımlara baktığımızda ne yerli ne de milli olduğu açıkça ortada. Akkuyu Santrali ve S 400 tamamen Rus menşeli.
   20 milyar dolar yatırım gerektiren Akkuyu Nükleer Santrali’ni Ruslar yapacak ve üreteceği 35 milyar kWh elektriğin yarısını 12.35 sentten 15 yıl boyunca da Ruslardan satın almayı da garanti ettik. Yerlilik ve millilik, milli enerji bu olsa gerek.
   Yukarıdaki verilerden hareketle ülkenin geldiği nokta ortada iken halen her şeyin iyi gittiğinden dem vuran yozlaşmış siyasi anlayış vatandaşın gözünün içine baka baka gerçeklerden uzak söylevler içindeler.
   Pes doğrusu...

 



Bu yazı 3168 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI