Bugun...

Süleyman KESKİN
ACİL BİR YAZI!
Tarih: 20-07-2020 10:43:00 Güncelleme: 20-07-2020 10:43:00


“Acil bir yazı” diye bir başlık attım. Dikkatinizi çekmiştir. ”Yazı yazıdır, yazının acil mi olur” diyenleriniz olacaktır. Haklısınız. Bu yazıyı mutlaka yazmalıydım, hatta acil olarak yazmalıydım. Yazmasam, es geçsem olmazdı. Çünkü bir yaşanmış bir olay vardı. Bir hakkı teslim etmem gerekiyordu. Tarihi bir günde yaşadım bir olaydı, bir talihsizlikti. Tarih 15 Temmuz. Bir 15 Temmuz sabahı. Saatler sabah 10’u gösteriyordu. Bu saatte lavaboya gitmiştim. Olan burada oldu. Lavabo çıkışında yaşadım bu talihsizliği. Hangi sebepten oldu biledim. Lavabo çıkışı düşüp bayılmıştım.Kaç dakika baygın kaldım bilemiyorum. Eşimin ve komşuların sesleri ile kendime gelmiştim. Ortada kan izleri vardı. Beni o halde bulan eşim ve komşular 112’yi aramış ve ambulans çağırmışlardı. 112 ambulans
yetişmişti imdadıma. Kendimi birden ambulansın içinde bulmuştum. Hızır gibi yetişen ambulans ile Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi’nde buldum kendimi. Görevliler acil bölümüne yetiştirmiştiler beni sedye ile.
Acil Servis çalışanları ve Acil Servis doktorları seferber olmuş ve ilk müdahaleyi yapmışlardı. Tansiyonlar ölçüldü, kanlar alındı ve ilk müdahale müşahade odasında yapıldı. Müdahale sırasında burnuma üç dikiş atılmıştı. Ardından
MR ve tomografi çekimi gerçekleşti. Acil Servis doktorunun ismini Ömer Osman diye hatırlıyorum. Daha sonra kan sonuçları geldi, MR ve tomografi sonuçları çıktı. Bu sonuçlar iyi çıktı. Korkulacak bir şey olmadığını söylediler
ve taburcu ettiler. “Tüm bunları neden detaylı anlattın” diyebilirsiniz. Yukarıda da dediğim gibi bir hakkı teslim etmeliydim. Detaya girmem ve olayı kısa da olsa anlatmadan olmazdı. Bu talihsiz olayı atlattıktan sonra bana
müdahale eden doktorun soyadını öğrenmeliydim. Bunun için Erciyes Üniversitesi’nin Basın-Yayın Bölümü’ndeki bir arkadaşımızı ve meslektaşımı aradım. Doktorun ismini vererek soyadını öğrenmek istedim. Arkadaşıma Tıp Fakültesi Acil Servisi’nde yaşadığım bu olayı anlattım. Önce “geçmiş olsun” dileklerini ilettikten sonra “Abi, Acil’de kötü bir şey olmadı değil mi?” deyiverdi. Genç arkadaşım ve meslektaşım sormakta haklıydı bu soruyu. Çünkü bazen gazeteci arkadaşlarımız hastanedeki bazı olumsuzlukları satırlarına aktarıyordu. “Öyle bir şey yok” dedim. “Bir hakkı teslim etmem lazım” deyince rahatladı. Arkadaşımdan gelecek soyadını beklemeden “Acil bir yazı” başlığı ile duygularımı aktardım. Tarihi bir günde yaşadığım bu olay için başta 112 Ambulans Servisi personelleri ile
Acil Servis’te o gün nöbetçi olan doktorlar ve çalışanlara minnet duygularımı aktarmalıydım. Hani bilinen bir söz vardır. “Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek” diye. Ben de öyle yaptım. Bu hayatta yanlışlıkları, hataları ve olumsuzları yazma konusundaki hassasiyetimizi her zaman dile getirirken, olumlu yönleri, güzel yönleri de aktarmak meslek
açısından gereklidir. Buradan herkese binlerce teşekkürler ediyorum. “İyi ki varsınız, var olmaya da devam edin”
Saygılarımla.

İletişim; keskinsuleyman@hotmail.com



Bu yazı 468 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI