Bugun...

Psikolog Sinem YALÇIN
AYRILIK KAYGISI BOZUKLUĞU
Tarih: 13-09-2019 09:56:00 Güncelleme: 13-09-2019 09:56:00


   2019-2020 eğitim-öğretim yılının ilk haftasını geride bıraktık. Okulların açılmasıyla birlikte okul koridorlarında sınıfa girmek istemeyen ve ağlayan öğrencileri, sınıfta ebeveyni ile birlikte derse girmek isteyen öğrencileri, ebeveyni okula bırakıp gittiğinde öğretmeninin ağlamasını susturamadığı öğrencileri sıklıkla gözlemleyebiliyoruz. Peki bu çocuklar neden okula gitmek istemiyor veya ebeveyninden ayrılmak onun için neden bu kadar travma yaratıyor hiç düşündünüz mü? Elbette düşündük dediğinizi duyar gibiyim. O halde bütün bu problemlerin sebeplerinden bir tanesi olabilecek ‘’Ayrılık Kaygısı Bozukluğu’’ adını verdiğimiz kaygı bozukluğundan sizlere bahsedeyim…
   Ayrılık kaygısı bozukluğu, çocuğun bakım vereni (Bu kişi bakıcısı, annesi veya babası olabilir.) veya en fazla bağlandığı kişi ile ayrılması gereken durumlarda işlevsel olmayan düzeyde ve aşırı kaygı yaşaması olarak açıklayabileceğimiz bir kaygı bozukluğu türüdür. Çocuk bakım vereninden veya en fazla bağlandığı kişiden ayrıldığı zaman kendisine veya bağlandığı kişiye zarar geleceğinden kaygı duyar. Örneğin okula gitme vakti geldiğinde annesiyle mutlu bir şekilde giden bir çocuk, artık annesinden ayrılıp sınıfa girmesi gerektiğinde çığlık çığlığa ağlıyorsa veya okulda kalmak istemiyorsa, ayrılık kaygısı bozukluğunun aklımıza gelmesi muhtemeldir.
   Birey en fazla bağlandığı kişiden ayrılması gerektiğinde veya ayrılmak ile ilgili anksiyete duymaya başladığında bir takım duyusal, davranışsal, bilişsel ve somatik belirtiler ortaya çıkabilir. Mesela; ebeveyninden ayrılamama, arkadaşıyla birlikte yalnız başına oyun oynayamama, okul reddi; ayrılma, kaybolma, kaçırılma, ölüm gibi temalara sahip kâbuslar görme; ayrılmayla ilgili kaygıya bağlı veya ayrılma gerektiren durumlarda mide bulantısı, baş ağrısı gibi semptomlar ayrılık kaygısı bozukluğunda ortaya çıkan semptomlardır.
   Ayrılık kaygısı bozukluğu, en sık 5-7 yaşlarında görülmekte olup, %50-75 oranında düşük sosyoekonomik düzeye sahip ailelerde görülmektedir.
   Ayrılık Kaygısı Bozukluğu Olan Bir Çocuğa Nasıl Davranılmamalıdır?
  
• Okulu veya sınıfı değiştirilmemelidir.
   • Çocuğun okula gitmemesi için rapor alınmamalıdır.
   • ‘’Bu sene okula gitmesin seneye nasılsa gider.’’ düşüncesiyle okula gitme yılı ertelenmemelidir.
   • Bağırmak, hakaret etmek.
   • Okulu dondurulmamalıdır.
   Yukarıda bahsettiğim davranışlar ailelerin ayrılık kaygısı bozukluğu olan çocuğa karşı yanlış strateji olarak nitelendireceğimiz davranışlardan bazıları…
   Ayrılık Kaygısı Bozukluğu’nun Tedavisi Nasıldır?
  
Ayrılık kaygısı bozukluğu yaşayan çocukların ebeveynlerinin çocuklarının bu bozukluktan kurtulmaları adına bir psikologdan bu süreçte destek alması çocuğun okul yaşamının ve sosyal yaşamının olumsuz yönde etkilenmemesi için doğru bir adım olacaktır. Ayrılık kaygısı bozukluğunda bilişsel davranışçı terapi ve farmakoterapi etkin bir biçimde kullanılmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi yönteminde, 7 yaşın üzerindeki çocuklarda %60-70 başarı sağlandığı ve iyilik halinin genelde sürdüğü belirtilmektedir.
   2019-2020 eğitim-öğretim yılının başarılı ve dolu dolu geçmesi dileklerimle…

 



Bu yazı 1095 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI