Bugun...

Recep BULUT
ÖZEL HALK OTOBÜSÜ ŞOFÖRÜ CORONAVİRÜSE YENİK DÜŞTÜ!
Tarih: 27-04-2020 12:52:00 Güncelleme: 27-04-2020 12:52:00


Daha önce defalarca yazdık-çizdik…

Bu işi ciddiye alın, özel halk otobüsü ya da Belediye Otobüs Şoförü ayrımı yapmayın, genelini sıkı bir tara­maya tabii tutun diye…

Ama lafımızı bir türlü dinletemedik…

Özel Halk Otobüsleri şoförlerini ayrı, Belediye Otobüs şoförlerini ayrı bir uygulamaya tabii tuttular…

Özel Halk otobüsleri seferden kaldırıldı, Belediye oto­büsleri sefere kondu…

Sanki Coronavirüs Özel Halk Otobüs şoförlerine bula­şacakta Belediye Otobüs Şoförlerine bulaşmayacakmış gibi…

Ya da Özel Halk Otobüs Şoförleri coronavirüs taşıyor da Belediye Otobüs Şoförleri taşımıyormuş gibi…

Hatta işin başında dünyayı tehdit eden ve ülkemizde de yaygın hale gelen coronavirüs salgınını fırsat bilerek, “ Zarar ediyoruz, bu işin altından kalkamıyoruz!” diye Özel Halk Otobüsleri Odası’nın 2017 yılında aldığı şehiriçi yolcu taşıma yetkisini bile iptal etmeye kalktılar…

Peki ne oldu

14 gün süreyle karantina altına alınan 850 halk otobüs şoför ve sahipleri tek tek sağlık taramasına tabii tutul­du…

Ne zaman ve hangi yöntemle?

Filyasyon yöntemiyle…

Biz bunu ne zaman öğrendik?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca televizyon ekranından aralarında Kayseri’nin de bulunduğu dört İl’de filyasyon yöntemiyle tarama başlatıldığını açıkladıktan sonra…

Peki sonra ne oldu?

Pozitif vakalara denk gelinmeye başlandı…

Pozitif vakalara denk gelen otobüs şoförlerinin eş-dost ve yakınları da tek tek takibe alındı…

Bunlardan biri de 51 yaşında ki Yakup Gül’dü…

Yakup Gül, hem 250 nolu yani 38 AB 250 plakalı halk otobüsünün sahibi hem de zaman zaman da sahbi olduğu direksiyonun başına geçip yolcu taşıyan biriydi…

Taraf-etrafında mütevazılığı ile sevilen-sayılan bir isimdi… Evinde 14 gün süreyle karantina altında tu­tulan Yakup Gül’ün rahatsızlığı artınca hemen Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı ve Pandemi Hastalarının tedavi edildiği bölüme alınarak tedavisine başlandı…

Ancak bazı kronik rahatsızlıkları da olan 51 yaşında ki Yakup Gül, çağın hastalığı corona virüse yenik düştü… Kendisine eşlik eden eşi ve oğlu da yakın takibe alındı… Temennimiz eşi ve oğlunun sağlıklı çıkması…

Tabii 51 yaşında ki Yakup Gül’ün ölümü otobüs şoför­leri içinde hem büyük üzüntü hem de endişe yarattı… İşin öyle hafife alınmayacak bir salgın tehlikesi olmadı­ğını gördüler… Sadece onlar mı, değil elbette İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu da daha önce aldığı önlemlerin dışın­da acil ek önlemler de aldı ve derhal tüm otobüs şoför ve sahiplerinin de Askeri Hastane’de sağlık taramasından geçirilmesine karar verdi…

Filyasyon sistemiyle takip altında tutulan Özel Halk Otobüsü sahibi ve şoförü Yakup Gül’ün hayatını kaybet­mesi ve şüpheli vakaların artması üzerine İl Umumi Hıf­zıssıhha Kurulu daha önceki kararlarına ek acil önlemler alma kararı aldı. Kurulu kararıyla Sağlık İl Müdürlüğü ve Büyükşehir Belediyesi Ulaşım A.Ş. tarafından ortaklaşa yapılan planlama kapsamında hem Özel Halk Otobüsü sahip ve şoförleri ile hem de Büyükşehir Belediyesi Otobüs Şoförleri geçtiğimiz hafta cuma ve cumartesi günü saat 13.00,14.00 ve 15.00 arası tek tek tarama­dan geçirildi. Durumundan şüphe duyulanlar hastanede tedavi altına alındı… Temennimiz gerek Halk Otobüsü ve gerekse Belediye Otobüs şoför ve sahipleri ile eş-dost ve temas halinde oldukları hiç kimse de pozitif vakanın çıkmaması… Aksi halde salgın çok daha geniş bir kitle­ye yayılmış olur…

HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK!

Aslında bu haberi geçen hafta işleyecektim…

Ama malum coronavirüs salgını nedeniyle 14 yerel gazete ikişerli olarak haftada bir gün yayın yapmak üzere programlandığı için işleme fırsatım olmadı…

Yaklaşık iki hafta önce eski adıyla Boydak Holding yeni adıyla Erciyes Anadolu Holding’te ilginç bir dolan­dırıcılık iddiası yansımıştı…

İddia şuydu:

Erol Bedir döneminde Kayserispor Kulübü’nün Genel Sekreterlik görevini yürüten Fatih Çağlar Öcal’ın, eski adıyla Boydak Holding yeni adıyla Erciyes Anadolu Holding’in şirketlerinde üretilen tekstil ürünlerinin paketlenmesinde kullanılan rulo kartonları tesliminden daha fazla göstererek holdingi yaklaşık 6,7 milyon TL zarara uğrattığı yönündeydi…

Bu iddia yansıyınca doğruluk derecesini öğrenmek için Erciyes Anadolu Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin’i telefonla aradım ve bu iddianın doğru olup olmadığını sordum...

Sayın Ertekin, “Maalesef doğru!” dedi…

“Peki bu iddia hakkında ne yaptınız?” diye sor dum…

Sayın Ertekin, “Önce bu iddianın doğru olup olma ­dığını ve doğruysa boyutunun ne olup olmadığını tam olarak ortaya çıkarabilmek için ilgili birimde ki hesap uzmanlarımıza tek tek incelettirdim. İnceleme sonunda gördük ki, Sayın Öcal 2016 yılından bu yana teslim ettiği malın üstünde bize hep fatura kesmiş!”

“Fazla kestiği fatura tutarı ne kadar?” diye sor dum.

Sayın Ertekin, “Yaptığımız tespitlere göre 6,7 milyon TL civarında!”

“Peki bu durum karşısında ne yapmaya karar ver di­niz?” diye sordum.

Sayın Ertekin, “Öncelikle fazla ödenen 6,7 milyon TL’nin tahsili yönüne gittik ve Sayın Öcal’dan 6,7 mil ­yon TL. tutarın da çekleri aldık. Şu anda uğradığımız zarar tahsil edilmiş oldu. Fakat son günlerde Sayın Öcal’ın çevresine, Erciyes Anadolu Holding benden zorla çeklerimi aldı’ şeklinde sağda-solda ileri geri ko ­nuştuğunu duyunca durumu Cumhuriyet Savcılığı’na da intikal ettirme kararı aldı. Malum coronavirüs vakası nedeniyle hem Adli makamlar da hem de bizler de acil vakalar dışında diğer vakalar biraz yavaş yürüdüğü için 30 Nisan’da Sayın Öcal hakkında şirketimizi zarara uğrattığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunacağız. Artık gerisi yargıya kalmış işlemler” dedi.

Erciyes Anadolu Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin’e bu işin nasıl yapıldığını sordum…

Sayın Ertekin, “Sayın Öcal 2016 yılından beri Hol ­dingimize bağlı şirketlere özellikle kumaş rulolarında kullanılan karton rulo veriyormuş. Biz holdinge bağlı şirketleri ayrı ayrı konuma getirdikten sonra tüm iş­lemler ürün ağacına bağlanınca özellikle bir şirketimiz de bazı sipariş fişleri ile fatura ve kabul edilen ürün arasında ciddi bir fark olduğu tespit edildi. Mesela söz ­konusu bu ürünümüzde kullanılması gereken rulo 200 kilo olması gerekirken önceleri 300 ve daha sonraları da artarak 400 ve hatta 500 kiloları bulduğu görüldü. Zamanla arada ki farkın ciddi anlamda büyüdüğü tes ­pit edildi. Maalesef bunlar sarf malzemesi olduğu için tespit etmek bir hayli zor. Derhal bu ürünü veren Fatih Çağlar Öcal çağrıldı… Fatih Çağlar Öcal, işletmemiz de o kadar rahat bir konum kazanmış ki serbest giriş kartı olduğu gibi rahatlıkla işletmelerimize elini-kolunu sallaya sallaya rahatlıkla girip çıkan biriydi. Bunu söy ­lerken kurum içinden birilerini suçlamak için söylemi­yorum, bazen ürün teslimi ve fatura takibi için sabah ve öğleden sonra gelip-gittiği de olduğu için. Tabii durum kendisine izah edildi. Önce şaşırmış gibi yaptı. Sonra bu hatanın işletmelerinden değil kendi muha­sebecilerinden kaynaklandığını önesürdü ve gerekeni yaptığını beyan etti. Tabii her ne suretle olursa olsun sonuçta holding 6,7 milyon TL zarara uğratılmış. Biz öncelikle derhal uğratılan zararı tahsil yoluna gittik ve 6,7 milyon TL tutarında ki çekleri aldık. Ancak daha sonra kulağımıza Erciyes Anadolu Holding benden zorla 6,7 milyon TL tutarında çek aldı falan filan dediği yönünde bir takım iddialar kulağımıza kadar gelince işi Cumhuriyet Savcılığı’na da intikal ettirme kararı aldık. Cumhuriyet Savcılığı’na verilecek şikayet dilekçesine de Sayın Öcal’la karşılıklı olarak tutmuş olduğumuz mah­suplaşma tutanağı ve diğer gerekli belgeleri de ekledik. Az önce beyan ettiğim gibi, malum coronavirüs vakası nedeniyle hem Adli makamlar da hem de bizler de acil vakalar dışında diğer vakalar biraz yavaş yürüdüğü için 30 Nisan’da Sayın Öcal hakkında şirketimizi zarara uğrattığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

İddialar bu yönde…

Bakalım iş Cumhuriyet Savcılığı’na intikal ettiği za­man sonuç ne olacak? İlgili iddiayı soruşturacak Cum ­huriyet Savcısı dava açılması yoluna mı gidecek yoksa kovuşturmaya yer olmadığına mı karar verecek, süreci sabırla bekleyip görmek lazım…

MUSTAFA AYDOĞAN’IN ÖLÜMÜ ÜZERİNE…

Mustafa Aydoğan’ı da kaybettik…

Daha yaşı gençti, 61 yaşlarındaydı…

Ama ölüm ne yaşa ne de başa bakıyor…

Hele hele şu corona salgını günlerinde…

Aslında o Felahiyeliydi… Ama Yıldırım Beyazıt Mahallesi çocuğuydu; orada doğdu, orada büyüdü ve gençliği orada geçmişti… Ben Mustafa Aydoğan’ı ilk kez 1984’lerde, yurtdışından döndükten sonra tanıdım…Bizim bıraktığımız Hasan Yılmaz’ın sahibi olduğu Kayseri Olay Gazetesi’nde mesleğe başlamıştı…Ekonomik sıkıntı içinde kıvranan gazete en son Avukatlar İşhanı’nın zemin katına taşınmış­tı…Gazetenin idarehanesi oraydı, orada çalışıyorlardı… Mustafa Aydoğan’ın mütevazi ve çelebi bir yapısı vardı… Konuşma tarzı, üslubu kendine münhal biriydi…En yakın arkadaşı da bir başka meslektaşımız Metin Sönmez’di… Birlikte takılır, birlikte gezer-tozarlardı…Onlar ayrılmaz bir ikiliydi…Aydoğan, hiçbir zaman paragöz olmadı… Hepi­miz gibi hep ekonomik sorunlarla boğuştu, güçlükle emekli olmuştu…

Zaten o zamanlar kimse ne aldığı maaşa ne de sigortalı olup olmadığına bakmazdı ki!

Meslek tutkusuyla Allah yoluna kaptırıp giderdik…

Cumartesi günü evinin balkonunda sigara tüttürürken, “Aman bana bir şeyler oluyor!” demeye kalmadı oracıkta yığıldı kaldı… Aynı gün saat 12.45 sıralarında ölüm haberi­ni eşi Ayfer Aydoğan duyurdu…

Geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etti dedi…

Mustafa’nın bu ikinci kalp kriziydi…Tabii bir de kalp spaz­mı geçirmişti onu hesaba katmazsak…

İlkini yıllar önce geçirmişti… Oğluna gelin almaya gi­derken konvoy kaza yapıp, damat adayı oğlunu en mutlu gününde hem de genç yaşta kaybedince Mustafa bir daha toparlanamadı… Yıkıldı, perişan oldu… Oysa Mustafa yapı olarak hayat dolu biriydi… Gülmeyi, eğlenmeyi sever­di…Ama damat adayı oğlunun o feci kazada ölümü belini bükmüştü… Uzun süre kabuğuna çekilmişti… Sonra kalp krizi geçirdi. Hastanede yattı, tedavi gördü, tekrar topar­landı ve hayata dört elle sarıldı…Sonra bir kez daha kalp spazmı türü bir vaka daha atlattı, epey tedavi gördü… Tüm bu sağlık sorun­larından sonra televizyon programları yapmaya başlamıştı… Peşinden diğer oğlu Hakan’da ciddi bir rahatsızlık ge­çirdi…Tüm bu olumsuzluklara rağmen hayata tutunmaya gayret ediyordu… Fakat kalp sıkıntısı bir türlü yakasını bırakmıyordu… En ufak bir sıkıntı ve heyecanda tekrar tetikliyordu… Hatta bundan birkaç hafta önce Kahraman Camuzcu’ya dert yanmış, kendimi hiç iyi hissetmiyorum demiş, Kahraman Camuzcu Erciyes Üniversitesi Hastanesi’nden randevu almaya gayret etmiş, fakat hastane coronovirüs salgını nedeniyle acil vakalar dışında tedavi etmiyoruz cevabını vermiş! Kim bilebilirdi ki Mustafa’nın durumunun da acil vaka olduğunu?

Hastaneden cevap alamadı ancak kalp krizi bir kez daha kapısını çaldı ve bu sefer yorgun bedeni atlatmayı başara­madı, yenik düştü…Ve hayata genç yaşta veda etti, gitti!

Yaklaşık 8 ay falan önce de ağabeyini kaybetmişti…

Mevsim hazan mevsimi de değil ama ilkbahar da yaprak­lar tek tek dökülüyor… Bir kuşak bizi yavaş yavaş terk edip gidiyor…Kayseri basınına katkılarından dolayı teşekkür ederiz… Nur için de yat Mustafacığım…



Bu yazı 10944 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI