Bugun...

Recep BULUT
SON KABADAYI DA HAYATA VEDA ETTİ!
Tarih: 25-03-2020 09:55:00 Güncelleme: 25-03-2020 09:55:00


12 Eylül 1980 öncesiydi…

5 Haziran 1977’de genel seçimler olmuş, CHP çok partili seçime girildiği tarihten bu yana ilk kez yüzde 41.2 oranında oy almıştı…

Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk hükümeti kurma görevini CHP Lideri Ecevit’e vermişti…

CHP her ne kadar seçimden birinci parti olarak çıkmışsa da 218 milletvekili elde edebilmişti…

Hükümeti kurabilmek içinde en az 226’yı bulması gerekiyordu…

Ecevit bir türlü hükümeti kuramıyordu…

AP lideri Demirel, “226’yı bulda gel!” diye beyanatlar veriyordu…

Ecevit bir türlü 226’yı bulamadığı için hükümeti kurmayı başaramamış ve görevi Cumhurbaşkanı Korutürk’e iade etmek zorunda kalmıştı…

Milli Cephe hükümetini daha önce oluşturan Demirel bir kez daha hükümeti kurma görevini üstlenmiş…

CHP her ne kadar hükümet kurmayı başaramadıysa da aynı yılın aralık ayında yapılan belediye seçimlerinden de yüzde 48 oranında oy alarak birçok belediyeyi kazanmıştı…

1973 seçimlerini kazanan Niyazi Bahçecioğlu da bir kez daha seçimi kazanan Belediye Başkanları arasındaydı…

Niye bu kadar uzun bir geçmişten bahsettim?

Şu nedenle…

1977 mahalli seçimler öncesi CHP’nin ikinci kez Belediye Başkan adayı olan Niyazi Bahçecioğlu, Belediye Meclis Üyesi aday listesini hazırlarken dönemin yeni yeni parlayan kabadayılarından Şemsettin Şemsettinoğlu da listeye yazılmayı talep etmiş ancak Niyazi Bey, “Partililer senin adına karşı çıkıyor!” diye geri çevirmişti…

Rahmetli Şemsettin Şemsettinoğlu buna çok içerlenmiş…

“Vay nasıl olur da benim meclis üyeliğime karşı çıkar?” diye bir hayli söylenmiş durmuş… Aslında Şemsettin Şemsettinoğlu CHP’liliğinden ziyade Ecevit hayranı idi…

O nedenle CHP saflarında Belediye Meclis üyeliği yapmak istiyordu…

Rahmetli Şemsettin Şemsettinoğlu, CHP’lilerin adına itiraz etmesinden duyduğu üzüntüyü hemen her konuşmasında dile getiriyor, “Nasıl benim adıma iftira ederler, benim neyim var itiraz edecek arkadaş?” diye hayıflanıyordu…

Tam da o günlerde camiamızın popüler isimlerinden meslektaşımız ve ağabeyimiz Üstün Tuncer, Şemsettin Şemsettinoğlu’na:

“Yerinde olsam bağımsız aday olurum, seni seven, sayan çok! Bakarsın Belediye Başkanı seçilirsin!” diye aklına bağımsız Belediye Başkan adayı olma fikrini sokmuş!
   Üstün Tuncer’in bu önerisine rahmetli Şemsettin Şemsettinoğlu:

“Deme lan?” demiş, “Sahi seçilir miyim, aday oluyum mu dersin?” diye karşılık vermiş…

Siyaset böyle bir şey bir kere adamın aklına girivermesin, ne seçileceği ne de seçilemeyeceği aklına gelmez, ortaya düşer!

Şemsettin Şemsettinoğlu’nun bağımsız Belediye Başkan adaylığı öyle oldu…

Tabii o tarihler bizim meslekte çömez olduğumuz günler…

Rahmetli Gümüşkaynak, Mahmut Sabah, Ahmet Mülayim, babası Mehmet Mülayim ve Murat Taşkın gibi isimler bizim için birer efsane isimlerdi…

Ben hem okula gidiyor hem de öğleden sonraları Ülker Gazetesi’ne gidiyordum…

En çok yaptığım işte okul çıkışı eve falan gitmeden doğrudan doğruya Vilayete uğrayıp Vilayet’ten Polis ve Jandarma Bültenini alıp gazeteye getirmekti…

Rahmetli Gümüşkaynak ağabeyim, ortada muhabir falan olmayınca, “Hadi çantanı kapta falanca yerde bir basın toplantısı var ona git, basın bülteni verirlerse al gel, yoksa söylediklerini tek tek not al sonra da bir iki fotoğraf çek gel!” dediği zaman dünyalar benim oluyordu…

İşte o günler de Üstün Tuncer ağabeyimiz, “Öğlene Kiçikapu’da Şemsettin Şemsettinoğlu’nun yeri var oraya gel, bağımsız Belediye Başkan adaylığını açıklayacak!” dedi.

O tarihlerde Şemsettin Şemsettinoğlu’nun yeri Kiçikapu’da idi. Ticaret Odası’nın tam önünde ki iki katlı yer Şemsettinoğlu’nun yeriydi… Makamı, şark usulü döşediği ikinci kattaydı…

Nihayetinde gittik ve o toplantıda Şemsettin Şemsettinoğlu resmen bağımsız Belediye Başkan adaylığını açıkladı…

Tabii adaylığını açıklama ile iş bitmedi…

Şemsettin Şemsettinoğlu’nun seçim gezileri başladı…

Üstün Ağabey arıyor, “Hadi fotoğraf makineni kapta gel!”

“Hayırdır ağabey ne var?”

“Akşama Şemsettin Şemsettinoğlu Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde ki kahvelerde seçim konuşması yapacak!”

Akşam vakti Şemsettin Şemsettinoğlu’nun Kiçikapu’da ki merkezinde toplanırız…

Etrafta silahlı kabadayı tipi adamlar tur atıyor…

Çekiniyoruz…

Bir mahalleye seçim gezisine giderken tıpkı Amerikan filmlerinde olduğu gibi siyah giyimli, bellerinde silah olan adamlar chevrolet arabaları binip önümüzden gidiyorlar…

Bizim bindiğimiz chevrolet arabada önde Şemsettin Şemsettinoğlu oturuyor, arakada bizler ve birde Şemsettin Şemsettinoğlu’nun adamı HÖKELEK!

Şemsettin Şemsettinoğlu arabanın arka koltuğuna oturmayı hiç sevmez hep şoförün yanında ki koltuğu oturur, arkaya döner:

“Ver bağ Hökelek ordan bir düble!” der…

Hökelek  onun rakısını ve suyunu fincan bardağın da hazırlamıştır:

“Buyur ağam, yarasın!” der uzatır…

Şemsettin Şemsettinoğul’da, önce bir eline çay bardağında ki rakıyı alır diğer elini de başına koyar ve:

“Ya Allah Bismillahhh!” der bir yudum da küçük fincan bardağında ki rakıyı içerdi…

Bizden önce Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde ki kahvehaneleri dolaşan Şemsettin Şemsettinoğlu’nun “siyah giyimli adamları” kabala usulle kahvehanede içilecek çayların parasını peşin peşin öder, sonra “ağa” gelir ve başlar kendine mahsus üslubuyla konuşmaya:

“Ben Belediye Başkanı oluyum var ya, vallahi de billahi de buralar da fakir-fukara komam! Olmadı işini-aşını-ekmeğini ben veririm! Her vakit belediyenin kapısı ardına kadar hepinize açık olur! Tekmeyi basan direk bana ulaşır! Öyle Niyazi ağanın yaptığı gibi araya sekreter-mekreter komam!” diye vaatlerini sıralar, konuşma bitip kahvehaneden çıkınca da Üstün Tuncer’e döner:

“Herifağa nasıl konuştum ama değil mi?” diye sorar onun adeta basın danışmanlığı görevini üstlenen Üstün Ağabeyimiz de:

“Süper konuştun ağa! Seni dinleyen muhakkak oyunu sana verir, hayatta senden başkasına vermez!” der, o da rahatlar gevşer:

“Allah’ın izniyle biz bu işi bitirdik canım!” derdi…

Tabii seçim kampanyası bitip, vatandaş oyunu verdikten sonra sandıklar açılınca manzara hiçte öyle olmadı…

Niyazi Bahçecioğlu ezip geçmiş hem AP’nin adayı Hacı Ali Şapçı’yı hem de Ömerli’yi sollamış seçimi alıp götürmüştü…

Şemsettin Şemsettinoğlu’da küplere binmiş, Üstün ağabeyimize oturduğu şark köşesinden bir hışımla yüklenerek, oradan atmaya bile kalkmıştı…

Bunlar o tarihlerin güzel anılarıydı tabii…

Tabii o tarihten sonra Şemsettin Şemsettinoğlu, seçimi kazanan rahmetli Niyazi Bahçecioğlu’na ve CHP’ye fena bilenmişti…

5 Ocak 1978 tarihine meşhur “Güneş Motel” transferleriyle 11 milletvekili AP’den transfer edilince Ecevit 5 Haziran 1977’de kuramadığı hükümeti kurmuştu. Kurmuştu kurmasına ancak o zamanın sermayedarları bir anda piyasadan yağı, benzini, gazı çekince Ecevit’e yüzde 41.2 oranında oy veren halk bir anda yokluk ve kıtlıkla karşılaşınca düşman hale getirilmişti…

Yani AP iktidarı döneminde piyasa da olan yağ, çay, şeker, gaz ve benzin bulunmaz olmuştu…

Tam da o günler de bizim Şemsettin Şemsettinoğlu, Cumhuriyet Meydanı’nın da tarihi Medrese’nin arkasında ki Bakkallar Derneği’ni basıp elkoyduğu kamyon dolusu yağı kanı pazarına çekip vatandaşa dağıtınca bir anda halk kahramanı oluverdi…

Tam da o günlerde bir de Talas’ın girişinde dönemin Talas Belediye Başkanı Ahmet Timuçin’in benzinliğine girip de chevrolet arabasının deposunu doldurmaları talimatı verince:

“Benzin yok ağa!” cevabını alınca küplere biniyor ve belinde taşıdığı tabancayı çekip Belediye Başkanı Ahmet Timuçin’in oğlu Mehmet Timuçin’in bacağından vurunca ona hapis yolu gözükmüş oldu…

İncesu Cezaevi’ne kapatıldı…

Aylar sonra bir haber geldi, dediler ki Şemsettin yattığı Cezaevi’ni satın aldı…

Allah! Allah! Olacak iş mi? Olur mu olur, Şemsettin bu!

Salih ağabeyim gitti İncesu’ya ağa cezaevinde başköşeye kurulmuş halde bir fotoğrafını çekti geldi…

Ertesi gün gazete de:

“ŞEMSETTİN ŞEMSETTİN

YATTIĞI CEZAEVİNİ SATIN ALDI!” diye haberi yer aldı…

Şemsettin bu, şovu sever… Şovun tatlı zehrini tattı bir kere…

Cezaevi’nden çıktı geldi, bir zamanlar siyaseten muhalif olduğu Belediye Başkanı Niyazi Bahçeicoğlu ile tekrar dostlukları pekişti… Niyazi Bey ona “kıyak geçti…Terminal’in içinde ki kafeyi ve gazete, ciklet, sigara ve benzer ufak-tefek şeyler satılan büfeyi verdi…

Araları iyi olmuştu sadece Kayserispor konusunda Osman Erköse ile ters düştü ve ona karşı rakip olmuştu ama tabii başkanlığı kazanamadı…

Aslında Şemsettin Şemsettinoğlu insancıl biriydi…

Öyle adam öldürecek, adam kaldıracak bir yapıda değildi…

İri yapılı, sakallı cüssesi ilk görenler de bir korku yaratırdı o kadar…

Bir de namı yürümüştü, kabadayı diye… 27 Mayıs Caddesi’nde beyaz atının üzerine kurulmuş halde atının nallarını “şakır-şukur” eder halde tur attığını görenler, “Şemsettin ağa beyaz atını altına çekmiş gene!” der hayran hayran bakarlardı…

Bütün havası da oydu!

Ağabeyi rahmetli Mehmet Şemsettin ondan belalıydı… Mehmet Şemsettin son derece zeki ama bir o kadar da asabi biriydi… Mehmet Şemsettin’in çok daha sonra ki yıllarda tutuklu getirildiği Ulus Yazıhanesinden askerleri uyutarak nasıl firar ettiği dillere destandı…

Talas Çamlıbel Çay Bahçesi’nden bir hayli sosyal hayat konusunda deneyim kazanan Şemsettin Şemsettinoğlu, Hisarcık sırtlarında tam da bugünkü Polisevi’nin arkasında kapattığı geniş bir arazide büyük bir otel ve o otelden Erciyes Dağı’na kadar uzun bir teleferik sistemi kurmayı hep hayal ederdi… Bizleri oraya götürüp bu hayalini anlatırken gözleri parlardı ama kısmet olmadı…

Sonra ticaretten zarar etti, perişan oldu… O zengin günlerinden eser kalmadı… Hisarcık sırtlarında ki yerleri “dostlarına” devretti… Hisarcık’ta kalan bir bağı vardı, oraya kapandı… Mütevazi bir hayat sürdü… Geçen yıl eşi Solmaz Hanım’ı kaybetmişti… Dünde kendisi hayata veda etti… Özel hayatı hep sıkıntılarla geçti… Namına uygun bir hayat süremedi…

Kendine münhal son derece renkli bir simaydı…

Her ne kadar namına uygun öyle büyük çapta asıp-kesmediyse de ona dostları “kabadayılığı” reva görürdü…

Rahmetli de dostlarının kendisine “kayabadayı” demesinden haz duyar, uzun boynunu şöyle bir havaya dikerdi…

Bizde onu bu şehrin son kabadayısı olarak tarihe geçiriyoruz…

Nur içinde yat bu şehrin en renkli son kabadayısı…

Bu şehir ile özdeşleşmiş renkli simalar hızla tükeniyor…
Sonuncusu da Şemsettin Şemsettin’di…

 

 

 



Bu yazı 2813 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI