Bugun...

Recep BULUT
NiYE KiMSE ABDULLAH GÜL’ÜN YANINDA GÖRÜNMEDi?
Tarih: 12-01-2018 10:09:00 Güncelleme: 12-01-2018 10:09:00


Doğrusu ülke olarak çok ilginç bir siyasi anlayışımız
var.
Kim ki iktidar gücünü-makam ve mevkisini
kaybetti ondan köşe-bucak kaçmak, sağında ve
solunda poz vermemek için elimizden ne geliyorsa
yapıyoruz…
Hele hele o siyasetçi, iktidarın mutlak hâkimi
olanlar tarafından hedef tahtasını oturtulmuş ise
sağında-solunda-önünde ve de arkasında gözükmemek
için köşe kapmaca oynuyoruz!
Bunun son örneğine önceki gün bu şehir de
tanık olduk!
Malum 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül son
zamanlar da mevcut Cumhurbaşkanı ve aynı
zaman da AKP Genel Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın uyguladığı politikalarla ters düşecek
çıkışlar yapıyor… Özellikle son çıkan KHK ile
15 Temmuz darbe girişimi ve benzeri halk hareketlerinde
darbecilere karşı koyan sivillerin yargılanmayacağı
ve ceza almayacaklarına ilişkin
düzenlemenin son derece riskli ve belirsizliklerduygusaliçerdiği
gerekçesiyle 11. Cumhurbaşkanı Gül,
“Belirsizliğin giderilmesi” yönünde bir fikir
beyanında bulununca Erdoğan ve taraftarlarının
şiddetli saldırısına maruz kalmış, son olarak da
Erdoğan’da, “Trenden düşenler düştükleri
yerde kalırlar!” şeklinde bir ifade kullanarak
Gül ve ekibine karşı net bir çıkış yapmıştı!
Erdoğan ve ekibi böyle bir çıkış yapınca kim ve
hangi cesaretle Gül’ün sağında-solunda ya da
önünde arkasında poz verebilir ki?
Önceki gün kaybettiğimiz Mehmet Beğendik’in
cenaze töreninde de tıpkı bahsettiğimiz bu anlam
da görüntülere tanık olduk… Cumhurbaşkanlığı
dönemin de sağıda-solunda, önünde ve
de arkasında görünmek için yırtınanların hiçbiri
ortada yoktu!
Adeta herkes köşe-bucak gizlenmişti!
Ortada ne bakan Özhaseki, ne milletvekilleri
ne de belediye başkanları yoktu! Bırakın bakan,
milletvekili ve belediye başkanlarını parti yöneticileri
bile yoktu! Adeta her biri bir mazeret
uydurma peşindeydi! Tabii bu arada ulaşım konusunun
Ankara’da ele alınması Bakan Mehmet
Özhaseki ile Belediye Başkanlarının bir arada
oluşu bu cenaze törenine katılmaya ne denli
engel teşkil etti doğrusu onu da net olarak bilmiyorum!
Ama isteselerdi pek ala gelip bu cenazetörenine katılabilirlerdi! Ama niyetiniz katılmama
yönünde olursa türlü türlü mazeret bulabilirsiniz!
Demem o ki, yeter ki güç, kudret ve makam ve
mevkiden mahrum kalın! Kaldığınız an tarafetrafınız
bir anda boşalıverir! Hele bir de birileri
size karşı açık tavır almışsa ki durum onu gösteriyor!
Adeta cüzamlı gibi hemen herkes sizden
köşe-bucak kaçar!
Bu anlayış demokrasisi gelişmiş ve oturmuş
ülkeler de olmaz, olsa olsa demokrasisi yerleşmemiş,
korku temeli üzerine siyasi ikbal ve istikballerini
kurgulamış Afrika ve orta doğu ile Asya
ülkelerinde olur! Medeni toplumlar da zatenkorku temeli üzerine oturtulmuş bir demokrasi
anlayışı ve kültürü olmaz! Dolayısıyla da insanlar
makam ve mevkii sahibi iken itibar gören,
makam ve mevkilerini kaybedince de etraflarının
boşalıverdiği bir demokrasi anlayışı olmaz!
Demek ki bu yolda daha çoook ekmek yememiz
gerekiyor! Hoş, ekmek yiye yiye beynimiz
ve vücudumuz yeterli gıdayı alamadığı için de
böyle oluyor ya! İşin bir başka düşündürücü
yanı da bugün makam ve mevkilerini yitirenler
de makam ve mevki sahibi iken bu tür insanlara
itibar ediyordu!
O da işin aycı bir tartışma boyutu!

BU MEMLEKETEMARKETÇİLİĞİ
İLK GETİREN ADAM MEHMET BEĞENDİK’Tİ!

Baro eski Başkanlarımızdan Halit Ökçesiz, dün sosyal paylaşım ağı
Facebook’ta ilginç bir paylaşım da bulundu… Sayın Ökçesiz, bu memlekette
herhangi bir sorun karşısında çözümü yönünde kapısının çalınıp çözüm
talep edilecek insan sayısının hızla azaldığını dile getirdi…
Doğru söylüyor! Bu memlekette kapısı çalınacak adam sayısı hızla azalıyor…
İşte o insanlardan biri de rahmetli Mehmet Beğendik’ti!
Aile boyu gıda sektöründen gelen Mehmet Beğendik, dünyanın hızla
“Bakkalcılık anlayışından” marketçilik anlayışına yöneldiğini gören
ender işadamlarımızdan biriydi… Önce Kayseri’de ilk marketini açtı ve
peşinden de marketler zinciri peş peşe geldi…
Aradığı her şeyi market çatısı altında bulan ve düne kadar meyveyi-sebzeyi
kendi eliyle seçme olanağı olmayan vatandaş meyve-sebze reyonlarından
dilediği ürünü kendi elleriyle seçebildiğini görünce bir an da Beğendik
Marketler zincirine akın etti… Mehmet Beğendik daha sonra işi büyüttü
ve marketler zincirini önce Ankara’ya sonra da yurdun değişik bölgelerine
taşıdı… Ankara-Kocatepe Mağazası'nın açılış törenini hatırlıyorum… Son
derece ihtişamlı olmuş, Ankara'nın orta yerine Kayseri’den bir işadamının
dev bir market açılışını gören Ankaralılarının ilgi ve alakası şaşırtacak ölçüdeydi…
Mehmet Beğendik, yaşamı boyunca hep başarılı işlere imza atmıştı…
Bir dönem bir ekonomik kriz yaşadı ve sonra tekrar toparlandı… Fakat
yaşadıkları son ekonomik kriz öyle kolay kolay üstesinden gelinebilecek
türden değildi… İşte o tarihler de Mehmet Beğendik amansız bir hastalığın
pençesine düştü… Çok mücadele verdi hatta bir ara o amansız hastalığı
yeniyor gibi oldu. Ancak o amansız hastalık bir türlü yakasını bırakmadı ve
henüz 72 yaşındayken hayata gözlerini yumdu…
O Mehmet Beğendik ki, bu memlekete marketleşmenin örneğini ilk kez
ortaya koyan biriydi… Sonra marketler mantar gibi çoğaldı… Ama bizim
gönlümüz de ve gözümüz de Beğendik Marketler zinciri apayrı oldu… Bize
bu güzellikleri yaşatan Mehmet Beğendik’i teşekkürler! Nur için de yat!

ASLINDA SERDAR ALTUNER’İN
DURUMUNA ÜZÜLÜYORUM DA!

O eğitimci bir babanın oğlu…
Yani Hayrullah Hoca’nın oğlu!
Hayrullah Altuner ve Abidin Beyazıt Hoca Talas’ta tanınmış-
bilinen kişiler!
Hayrullah Hoca Pazarören mahreçli!
Yüksek öğrenim görmüş, ortaklarıyla birlikte ticaret yapıyor…
10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününde koşmuş Cumhuriyet
Meydanı’na orada ki gazetecilere, tek tek karanfil dağıtmış
ve adeta “Ben görevimin başındayım” mesajı
vermek istemiş…
Törene katılan gazetecilere, “Size karanfil dağıtan o
kişiyi tanıyor musunuz?” diye sordum birçoğu tanımadığını
söyledi.
Olsun yine de o, “Ben her ne kadar kızgınlıkla
istifa dilekçesi vermişsem de görevimin
başındayım!” diye basın
mensuplarına karanfil dağıtmış!
Ama çoğu basın mensubu onu tanıyamamış
ki!
Öyle ya o kendini orada ki basın mensuplarına
nasıl takdim etsin:
“Hani şu Talas CHP İlçe Başkanlığına
seçildikten sonra hafta başında
istifa eden biri vardı ya işte
o kişi benim mi?” desin!
Olsun yine de kibar ve centilmence
bir hareket! Özünde eğitimci bir aileden
gelmiş olmanın bir incelik ve duygusaliçerdiğilık ruhu var!
Zaten onu da yakıp yıkan o duygusallık değil mi?
Siyaset duygusallık götürür mü, götürmez! Adam kızıpsinirlenip
ertesi sabahı oturup istifa dilekçesini yazar mı,
yazmaz!
Pişmanlık bir anlam ifade eder mi?
Ama zevali kurtarır mı, bence kurtarmaz! Tayyip’in deyimiyle,
“Atı alan Üsküdar’ı geçti!”
Ama bir umut! Sıcağı sıcağına verdiği karardan ne denli
geri dönülür bilemiyorum…
Geri dönülse bile (Tüzük gereği mümkün değil de!)
uyumlu bir çalışma sergilenir mi, o da zor! Talas CHP
İlçe Kurultayı yapıldı yapılalı, CHP Talas İlçe Örgütü’nde
ki hareketlilik yerini sessizliğe ve de ıssızlığa bırakmış!
Önemli olan da bu gerçek!



Bu yazı 1800 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI