Bugun...

Recep BULUT
MUSTAFA ELiTAŞ’IN YIRTTIĞI O BELGELER GERÇEK ÇIKTI!
Tarih: 01-01-1970 03:00:00 Güncelleme: 01-01-1970 03:00:00


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 28 Kasım 2017'de partisinin grup toplantısında, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakınlarının Man Adası'ndaki bir şirkete para gönderdikleri ve yurt dışına para kaçırdıkları”  iddiası üzerine başlatılan soruşturma da, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Savcı Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgelerin doğru olduğunu ancak mali yönden kovuşturmaya gerek bir durumun olmadığına karar verdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 28 Kasım 2017 tarihinde partisinin grup toplantısında ortaya attığı o belgelerle ilgili tartışmaları hatırlamayan yoktur herhalde… İlk kez Kılıçdaroğlu’nun ortaya attığı o belgelerle birlikte Türk kamuoyu “Man Adası” adı altında bir ada olduğunu duymuştu…
Peşinden yok efendim o belgeler sahtedir, sahte değildir tartışmalarına tanık olduk…Başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve muhalefetin sözcüleri belgelerin gerçek olduğunu iddia ederken iktidar partisi mensupları
da sürekli o belgelerin sahte olduğunu söyledi durdu… Söylemekle de yetinmediler, AKP Grup Başkanvekillerinden
ve aynı zaman da Kayseri milletvekili Mustafa Elitaş, meclis kürsüne çıkarak, “Bu belgeler sahte, bunları FETÖ servis etti” diye o belgeleri yırtarak atmıştı… İşte o günden bugüne kadar bakın neler değişti…Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca, Kılıçdaroğlu'nun iddiası üzerine “suçtan kaynaklanan mal varlığını aklamak veya yurt dışına çıkarmak”, “gelirin beyan edilmemesi suretiyle vergi ziyanına sebebiyet
vermek” ve "vergi kaçakçılığı" suçlarından başlatılan soruşturma tamamlandı. Başsavcılık, soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Takipsizlik kararında, yurt dışında bulunan Bellway şirketinin sahibi Bahaddin Ayan “müşteki”, CHP Genel Başkan Yardımcısı BülentTezcan "ihbarcı", Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
oğlu Ahmet Burak Erdoğan, kardeşi Mustafa Erdoğan, dünürü Osman Ketenci, eniştesi Ziya İlgen ve iş adamı Mustafa Gündoğan “şüpheli” sıfatıyla yer aldı. Kılıçdaroğlu'nun söz konusu grup toplantısındaki beyanlarına yer verilen kararda, müştekinin şikayetinde “Yurt dışında bulunan şirkete ait banka hesaplarına bir paranın gelmediği gibi soruşturma konusu swift mesajları ve dekontların sahte olduğu, bu nedenle sahtecilik suçunun işlendiği ve suçu işleyenin cezalandırılmasının” istendiği belirtildi.
BELGELER DOĞRU ÇIKTI
Söz konusu belgelerin CHP'den istendiği, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Halkbank'a yazı yazıldığı anlatılan kararda, Halk Bankası'ndan gönderilen cevaba yer verildi. Bankanın yazısında Bellway şirketinin Halk
Bankası Galata Ticari Şubesi'ndeki hesabından 15 Aralık 2011'de Ziya İlgen'in Albaraka Türk Katılım Bankası'ndaki hesabına 2 milyon 500 bin dolar, 26 Aralık 2011'de İlgen'in aynı hesabına 1 milyon 250 bin dolar, 15 Aralık 2011'de
Mustafa Erdoğan'ın Albaraka Türk Katılım Bankası'ndaki hesabına 2 milyon 500 bin dolar, 26 Aralık 2011'de Erdoğan'ın aynı hesabına 1 milyon 250 bin dolar, 27 Aralık 2011'de Osman Ketenci'nin Albaraka Türk Katılım Bankası'ndaki hesabına 1 milyon 250 bin dolar, 27 Aralık 2011'de Mustafa Gündoğan'ın Vakıflar Bankası'ndaki
hesabına 1 milyon 250 bin dolar, 28 Aralık 2011'de Gündoğan'ın aynı hesabına 250 bin dolar, 28 Aralık 2011'de Osman Ketenci'nin Akbank'taki hesabına 1 milyon dolar, 29 Aralık 2011'de Ahmet Burak Erdoğan'ın Garanti
Bankası'ndaki hesabına 1 milyon 450 bin dolar, 4 Ocak 2012'de Ahmet Burak Erdoğan'ın aynıhesabına 2 milyon 300 bin dolar ödemelerin gönderildiği belirtildi. Yine yazıda, Mustafa Gündoğan'ın kendi hesabından 17 Ocak
2012'de şirketin Galata Ticari Şubesi'ndeki hesabına 30 bin dolar gönderdiği kaydedildi. Takipsizlik kararında, MASAK'ın raporunda ise belirtilen para hareketlerinin, Halk Bankası'nın savcılığa cevaben gönderdiği yazıdaki para hareketleri ile aynı olduğu vurgulandı. CHP'den istenen dekont ile swift mesajlarının partinin genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan tarafından savcılığa teslim edildiği anlatılan kararda, CHP tarafından verilen belgeler üzerinde yapılan incelemede, dekontlarda belirtilen para hareketlerinin, Halk Bankası'nın savcılığa gönderdiği yazıdaki para hareketleri ile MASAK tarafından hazırlanan rapordaki para hareketleri ile aynı olduğu kaydedildi.
Kılıçdaroğlu'nun 28 Kasım 2017'deki grup toplantısındaki iddialarına tekrar değinilen kararda, "Şüphelilerin Man Adası'nda bulunan Bellway Limited Şirketi'nin yurt dışında bulunan hesabına veya yurt dışında bulunan başkaca bir
hesaba para gönderdiklerine dair herhangi bir dekont veya belge, CHP tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza teslim edilmemiştir" denildi. Kararda, MASAK tarafından yapılan araştırma ile Halk Bankası tarafından şüphelilere ait hesaplarda yapılan inceleme neticesinde, şüphelilerin Man Adası'nda bulunan Bellway şirketinin yurt dışında bulunan hesabına veya yurt dışında bulunan başkaca bir hesaba para göndermediklerinin anlaşıldığı belirtildi.
KOVUŞTURMAYA GEREK GÖRÜLMEDİ
Eylemlerle ile ilgili hukuki değerlendirmenin de yer aldığı kararda, şu hükme yer verildi: “Şüphelilerin Bellway şirketi tarafından hesaplarına gönderilen paraları herhangi bir suç işleyerekelde ettikleri yönünde somut herhangi bir delil
elde edilememiş olması nedeniyle, üzerilerine atılı bulunan 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya yurt dışına kaçırma' suçundan dolayı kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir."
Vergi mükelleflerinin vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemeleri veya eksik yerine getirmeleri yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesine veya eksik tahakkuk ettirilmesine sebebiyet vermeleri halinde, kendilerine ödenmeyen verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezasının kesildiği anımsatılan kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 374. maddesinde belirtildiği üzere, bu cezanın vergi alacağının doğurduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden itibaren 5 yıl içerisinde kesilmesi gerektiği, söz konusu cezayı kesmeye
veya zamanaşımı süresinin dolup dolmadığını değerlendirmeye ise mükellefin bağlı olduğu vergi dairesinin yetkili olduğu vurgulandı. Kararda, bu nedenle şüphelilerin üzerilerine atılı bulunan “vergi kaçakçılığı” suçu nedeniyle
de kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği vurgulandı. Takipsizlik kararında, müşteki şirketin sahibi Bahaddin Ayan'ın şikayeti üzerine, Kılıçdaroğlu'nun milletvekili olması ve şikayete konu konuşmanın TBMM'de yapılması nedeniyle dosyanın bir onayının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçlar Soruşturma Bürosu'na gönderilmesine karar verildiği bildirildi. Bu arada, takipsizlik kararı, Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel tarafından konuya ilişkin tazminat davanın görüldüğü Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunuldu. İddiaları soruşturan Cumhuriyet Savcısının yürüttüğü kovuşturmadan sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Man Adası iddialarıyla ilgili takipsizlik kararı verdiğini hatırlattı ve “Verdiğimiz dekontların gerçek olduğu savcılık kararıyla tespit edildi. Şimdi soruyorum Erdoğan’a, hani sahteydi” dedi. Biz de AKP Grup Başkan Vekili ve Kayseri milletvekili
Sayın Elitaş’a soruyoruz, hani o belgeler sahteydi, iddiaları soruşturan Cumhuriyet Savcısı belgelerin sahte olmadığı sonucuna vardı, şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?

YAŞAR OKUYAN’DAN BAKAN ÖZHASEKİ’YE
AĞIR ELEŞTİRİ…

Pazar akşamı bir dostumun uyarısı üzerine ULUSAL Kanal’ı izlemeye koyuldum. Deniz Adalı’nın sunduğu DSP eski Genel Başkanı Masum Türker’in de katıldığı “Söz Meclisten İçeri” adlı Program da konuşan eski Bakan
Yaşar Okuyan, Bakan Özhaseki’nin geçtiğimiz hafta Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü ve bir
grup bürokratla birlikte gittikleri restorantta çekilen “duman görüntülü” fotoğrafı yorumlayarak son derece ağır sözlerle eleştirdi ve sonra da, “Daha fazla şeyler söylemek istiyorum ama şimdilik söyle-mek istemiyorum” diye Bakan Özhaseki ile ilgili bir takım üstü kapalı “imalar da” bulundu. Bakan Özhaseki, bakalım Yaşar Okuyan’ın bu
ağır eleştirilerine cevap verecek mi?

BAŞKAN ÇELİK İLE DOĞAN HAVUR ARASINDA Kİ
MUHABBET!

Malum Başkan Mustafa Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına oturduktan sonra dönemin Kayserispor Kulübü Başkanı Recep Mamur ile bir çatışmaya girmişti… Başkan Çelik, Mamur’a bir an önce kulüp yönetimini
bırakması çağrısında bulunuyor ve aksi taktir de Kayserispor’a hiçbir şekilde yardımcı olmayacaklarını
söylüyordu. Bunun üzerine hem Başkan Çelik’i savunan hem de karşı tarafta Recep Mamur’u savunan meslektaşlarımız gerek gazete sütunları ve gerekse televizyon ekranlarından ha bire birbirlerine sallıyorlardı… Neyse ki ge-çenler de Başkan Çelik ile eski Kulüp Başkanı Recep Mamur arasında sulh sağlandı ve karşılıklı
dostluk ziyaretleri başladı…Bu durum olumlu bir gelişme mi? Elbette olumlu bir gelişme! Her iki tarafın
birbirine düşman olması sağduyulu hiç kimseyi memnun etmez! Tabii bu durumdan sebeplenenler hariç! Neyse sözü uzatmayalım, o süreçte Recep Mamur’un Televizyonunun Genel Yayın Yönetmeni Doğan Havur ile Başkan
Çelik’in arasında bir hayli açıktı… Recep Mamur ile sulh olununca doğal olarak Doğan Havur ile da sulh olunmuş oldu… Ortada gelişen bu sulh havasından sonra Başkan Çelik’te Kayseri’de ağırladığı Sabah Gazetesi ekibini de
Recep Mamur’un fabrikasını ziyarete götürdü… Bu ziyaret sırasında Başkan Çelik ile Doğan Havur’un yan yana yürürken çekilen görüntülerini görenler, “Bu ne muhabbet böyle?” demeden edemedi…
Ne diyelim, Tanrı muhabbetlerini arttırsın, kem gözlerden sakınsın!



Bu yazı 3524 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI