Bugun...


Recep BULUT
GEZİ OLAYINA DESTEK VERENLER 9 AYRI SUÇTAN YARGILANACAKLAR!
Tarih: 22-08-2013 12:17:00 Güncelleme: 22-08-2013 12:17:00


“Geçtiğimiz Haziran ayı içerisinde Kayseri'de de patlak veren Gezi Parkı'na destek eylemlerine katılan 160 kişi hakkında Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Eyleme katılan kişiler,  hazırlanan iddianame doğrultusunda kendilerine yöneltilen 9 ayrı suçtan yargılanacak. Söz konusu davada, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Kamu Maliyesi mağdur konumunda yer alırken, 13 kişi ise müşteki statüsünde ifade verdi. Dava, 12 Aralık 2013 Perşembe günü mahkeme karşısına çıkacaklar…”

Dün manşetten verdiğimiz haberin girişi aynen böyle…

Şüphesiz birçoğumuz o görüntüleri gayet iyi hatırlayacaktır…

İstanbul Taksim Gezi Parkı’na destek, yurt geneline dalga dalga yayılmış, Kayseri’de de benzer gösteriler yapılmıştı…

Aslında yaklaşık bir hafta boyunca yapılan gösteriler gayet olgunluk içinde geçmiş polisin büyük bir hoşgörü içinde takındığı tavırla İstanbul-Taksim Gezi Parkı eylemine destek vermek isteyen vatandaşlar da Kayseri’de aynı olgunluk içinde sonuçlandırmıştı…

Ama Mimarsinan Parkı önünde başlayıp AKP binası önüne taşınan eylemde hiç de hoş olmayan taşkınlıklar yaşanmıştı…Eylem önce Mimarsinan Parkı önünde başlamış, kalabalık dolup-taşınca da Cumhuriyet Meydanı’nın tamamını kaplamıştı…

Doğrusunu söylemek gerekirse polis de büyük bir hoşgörü örneği göstererek buraya kadar olup bitenlere hiçbir şekilde müdahale etmediği gibi meydan trafiğini bile göstericilerin eylemini aksatmaması için düzene sokmuş, konuşmalar yapılmış ve daha sonra dağılma kararı alınmıştı…Ancak hangi akıla hangi mantığa hizmet edildiği anlaşılmayan bir girişimle Cumhuriyet Meydanı’nda dağılmak üzere olan eylemciler Hastana Caddesi’nde bulunan AKP binasına yönlendirilmişti…Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan kalabalığın bir bölümü başı çeken bazı maceracı  gruplar tarafından AKP binasına doğru harekete geçirlmişti…AKP binasına kadar varan kalabalığa polis ilk anda yine müdahele etmedi…Ancak başta Emniyet Müdürü Mustafa Aydın AKP yöneticileri tarafından o kadar çok telefonla arandı ki, bizzat Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, AKP önünde toplanan kalabalığın etrafını çeviren polis ekibinin başına gelmek zorunda kaldı…

Polis yine kalabalığın dağılması için uyardı… Fakat kalabalık dağılmadı… Bunun üzerine polis müdahele başlattı ve ondan sonra da olanlar oldu tabii… O vakitten sonra eylemciler mi yoksa polis mi haklıydı ayırt etmek mümkün değil… Polis biber gazı ve tazyikli su sıkmaya, eylemcilerin bir bölümü de eline ne geçirdiyse polise atmaya başladı…

Ve sonunda polis adına da eylemciler adına da hoş olmayan o çirkin manzara ortaya çıktı…

Peşinden gözaltılar başladı…Şehrin dört bir tarafında ki polis karakolları eylemcilerle dolup taştı…O günlerde hem polisin müdahalesini hem de gözaltına alınan eylemcilerin görüntülerini boy boy vermiştik…

Yukarıda anlattığım olaylar tarafsız bir gözle sizlere aktarmaya çalıştım…

Yurttaş tabi ki hukuk kuralları ve yasaların öngördüğü şekilde eylem yapabilir… Bu yuttaşlık hakkı! Ancak bu demek değildir ki suç işleyebilir… Kesinlikle kimsenin suç işleme ayrıcalığı olamaz! Poliste yurttaşlarımızın eylemleri hukuk dışına taşmışsa insani bir yaklaşımla kırmadan-dökmeden müdahale edebilir…

Buraya kadar her şey normal!

Normal olmayan ise sonra ki gelişmeler…

Şimdi sizlerle sonra ki gelişmeleri paylaşmak istiyorum…

M M M M M

Bir çoğunuz gayet iyi anımsayacaktır eylemin olduğu günün akşamı şehrin dört bir tarafında bulunan polis karakolları ifadeleri alınan eylemcilerle dolup taşmıştı… İfadeleri alınan eylemcilerin büyük bir bölümü savcılığa bile çıkarılmadan tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı…

Ama ne olduysa sonra oldu!

Bir anda baştan beri başta Vali Orhan Düzgün ve Emniyet Müdür Mustafa Aydın’ın gerçekten büyük bir hoşgörü içinde yaklaşım gösterdiği eylemlerin üzerinden iki ay geçtikten sonra birden “önem” kazandı…

Soruşturmanın şekli-şemali değişti!

Bir anda iş ciddi bir konum kazandı…

Mağdurlar ve müştekiler ortaya çıktı!

Büyükşehir Belediyesi mağdur sıfatıyla ortaya çıktı!

Sadece Büyükşehir Belediyesi mi?

13 Esnaf daha müşteki sıfatıyla ifade verdi…

Polis Karakollarında ifadeleri alınarak Savcı’nın huzuruna çıkarılmadan bile serbest bırakılan eylemciler hakkında 9 ayrı suçtan dava açıldı…

Hele hele bir de “çete suçu” iddiasıyla eylemciler hakkında dava açılacaktı ama neyse bir “sağduyu” ortaya çıktı da:

“Ne yapıyorsunuz siz kardeşim? Nereden çıktı bu yeni işlem ve suçlamalar? Kayseri  Emniyet’i  ve Kayseri Adliyesi birilerinin sözüyle mi hareket edecek?” dedi de hiç olmazsa “Çete suçlaması” işleme konulmadı…

Buradan açık-seçik duyuruyorum:

Ortaya düşen siyasiler Emniyet’in ve Adliye’nin işine karışmasın!

Elini-eteğini Adli Yargı’nın ve polisin üzerinden çeksin!

Olayları baştan beri büyük bir sağduyu ile takip eden Kayseri Emniyeti ve Kayseri Adliyesi’nin işine karışmasın!

Herkes kendi işine baksın!

Birileri bu eylemleri “hınç davasına” dönüştürmesin…

Elbette polis, taşkınlık gösteren ya da kamu malına zarar verenleri kare kare tespit etmiştir… İsim isim, kare kare hepsi polis kayıtlarında mevcut! Polis iki aydır o görüntü karalerine göre tespit yapmak için uğraşıyor… Yasanın öngördüğü şekilde gerekli fezlekeleri hazırlayıp delilleriyle birlikte Adli Yargı’ya intikal ettirmiştir… Kimler o anlamlı eylemleri amacı dışına taşıyıp provoke etmişse, kimler taşkınlık etmişse kimler kamu malına zarar vermişse yasanın öngördüğü ceza talebiyle yargılanacaktır… Bağımsız Türk yargısı elbette en doğru kararı verecektir… Ama ne olur Polis’in ve Adli Yargının işine karışmayın! Adaletin tecellisi için yargıyı ve kolluk kuvvetlerinin yakasını bırakın!

Anlaşılan o ki, tıpkı İstanbul ve Ankara’da olduğu gibi Kayseri’de de günlerce devam eden protesto eylemleri birilerinin gözünü korkutmuş olmalı!

Yoksa Büyükşehir Belediyesi niye mağdur sıfatıyla devreye girsin?

13 esnaf niye müşteki-mağdur sıfatıyla devreye girsin?

Kim tespit etti bu esnafları?

Kim buldu bu vatandaşları?

Bunlar hep üzerinde titzilikle durulması gereken hususlar…

Bakalım yargı süreci başlasında yüce yargının seyrini görmekte yarar var!

Son söz yüce yargının, yargıya güvenip beklemekte yarar var!

Zaten yakışan da yaraşan da bu!

Yargıya güvenerek ve süreci sabırla beklemek lazım...

MEHMET GÜMÜŞCÜ’DEN BAŞKA İL BAŞKANI OLUP DA MİLLETVEKİLİ SEÇİLEN OLMAMIŞ!

Önceki gün CHP Eski Milletvekillerinden Gani Aşık, gazetemizi ziyarete geldi…

CHP’de ki gelişmeleri birlikte değerlendirdik…

CHP İl Başkan adaylığını açıklayan Mustafa Ayan’ın basın toplantısında, “Milletvekilliği dahil hiçbir göreve talip olmayacağım, benim tek hedefim partimi bir adım ileri götürmek”  şeklinde söylediği sözleri yorumladı ve sonra da:

“Recep Bey inanın benim bildiğim kadarıyla CHP İl Başkanı olup da milletvekilliğine talip olan bir tek Mehmet Gümüşcü’ye milletvekilliği kısmet oldu. Onun dışında hiçbir İl Başkanına milletvekili olma şansı doğmadı. En yakın tarihte ki örneği bugün başkan adayı olarak ortaya çıkan Kemal Nakipoğlu…Sayın Nakipoğlu milletvekili adayı olmak için İl Başkanlığından istifa etti, dönemin Genel Başkanı Sayın Baykal ve Adnan Keskin gibi partinin ileri gelenlerinde de söz almasına rağmen ne oldu? Pat diye Muharrem Eskiyapan tepeden birinci sıra milletvekili adayı olarak gönderilince Sayın Nakipoğlu’nun da hesabı alt-üst oldu. Gerçi rahmetli Muharrem Eskiyapan’ın da nasıl liste başı yapıldığı da başlı başına bir hikaye de geldi geçti…Sayın Nakipoğlu’da bu durumu birkaç gün bir türlü kabullenemedi ama sonra ne olduysa oldu o da Sayın Eskiyapan’la birlikte kapı kapı gezerek seçim kampanyası yürüttü…Yani demem o ki, İl Başkanlığından istifa edip de milletvekili adayı olup seçilen bir tek Mehmet Gümüşcü oldu” dedi.

Konuşmamızın devamın da dönemin CHP İl Başkanı Mehmet Gümüşcü’nün nasıl milletvekili olduğu ve o tarihte ki ön seçim sonuçlarını eski CHP Milletvekili Gani Aşık şöyle anlattı:

“Sene 1977…Mehmet Gümüşcü İl Başkanı…Milletvekili adayı olmak için İl Başkanlığı görevinden istifa etti… Genel Merkez ile arası çok iyi… Milletvekilliği sözü almış… Dönemin DDY-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Soysal’a da kontenjandan milletvekili adaylığı sözü verilmiş… Ama  milletvekili aday sıralaması için ön seçim kararı çıkınca hesaplar alt-üst oldu…Nihayetinde ön seçim yapıldı… Ben liste başı oldum…İkinci sıraya rahmetli Mehmet Yüceler oturdu. Üçüncü sıraya da Mehmet Gümüşcü…Ve 4 Ahmet Erdem, 5 Haydar Eroğlu, 6 Tufan Doğan Avşargil diye liste 11’e kadar sıralanmış… Seçim yapıldı ben ve Mehmet Yüceler rahat milletvekili seçildik Mehmet Gümüşcü’de kıl payı üçüncü milletvekili olarak seçildi… Yani demem o ki, İl Başkanlığından istifa edip de milletvekili seçilen bir tek Mehmet Gümüşcü var… Partililer birini İl başkanı olarak seçiyor, altı ay sonra yok ben istifa ediyorum ben de milletvekili olacağım dediği zaman, ‘Biz seni bu partiye İl Başkanı olarak seçmiştik, sen İl Başkanlığını yap’ diye tepki gösterirler. Sayın Ayan, son derece açık bir yaklaşımla benim milletvekilliği gibi bir hesabım yok, benim tek hesabım bu partiyi bir adım ileri götürmek şeklindeki yaklaşımı son derece isabetli bir yaklaşım” dedi.

CHP’nin 1977 seçimlerinde Kayseri’den üç milletvekili çıkarması bir mucize değildi, tam tersi o günlerde rahmetli Ecevit ile “Karaoğlan” rüzgarı esmiş ve CHP siyasi tarihinde ilk kez yüzde 42’lere varan bir oy oranı almış ama ne acı ki Ecevit’e hükümeti kurma görevi verilmemişti…

O günleri şöyle bir anımsamadan bugünleri yorumlamak olanaksız…O günleri şöyle bir anımsayalım lütfen…

Ülke, Milliyetçi Cephe iktidarıyla oldukça sıkıntılı günler yaşıyordu. Ekonomi ve anarşi toplumun en büyük sıkıntılarıydı. CHP ise 1977 yılı başlarken gitgide güçlenmekteydi. Şubat ayında DİSK, seçimlerde CHP'yi destekleyeceğini alenen açıklamıştı… Nisan ayında ise TBMM seçimlerinin 5 Haziran günü yenileme kararı alınmıştı… Seçim kampanyası bugünlerde olduğu kadar olmasa da oldukça sıkıntılı geçmişti… 26 Nisan 1977'de Ecevit'in seçim otobüsü Niksar'da kurşunlandı. 1 Mayıs 1977'de Taksim Meydanı'nda düzenlenen 1 Mayıs Mitingi'nde kalabalığın üzerine çevredeki binalardan ateş açıldı. Oluşan izdihamda ve saldırı sonucunda 37 kişi hayatını kaybetti. 29 Mayıs günü İzmir - Çiğli Havaalanı'nda uçaktan inen Bülent Ecevit'in bulunduğu gruba ateş edildi. Bu, apaçık, CHP genel başkanını öldürmeye yönelik bir suikast girişimiydi. 2 Haziran 1977 günü Başbakan Demirel, 3 Haziran'da yapılacak CHP Taksim mitinginde Ecevit'e suikast yapılacağını, CHP Genel Başkanı'na bir mektupla bildirdi. Ecevit ise mitingden vazgeçmeyeceğini bildirdi. 3 Haziran günü CHP, tarihinin en görkemli mitinglerinden bir tanesi İstanbul Taksim Meydanı'nda gerçekleştirildi. Yüz binlerce insan CHP mitingine katıldı ve Ecevit'e destek verdi.

İşte bu ortamda 5 Haziran 1977 günü yapılan Milletvekilliği Genel Seçimleri'nden CHP buruk bir zaferle çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi oyların % 41.3’ünü alarak 213 milletvekilliği kazandı. AP % 36.8 oy almış ve 189 milletvekili kazanmıştı. Partilere göre milletvekili dağılımı şöyleydi: CHP:213, AP:189, MSP:24, MHP:16, CGP:3, DP:1, BĞM:4... Senato üçte bir yenileme seçimlerinde ise CHP:28, AP:21, MSP:1 senatörlük kazandılar. Ecevit ve CHP çok güçlenmişti ancak matematiksel tablo CHP'ye tek başına hükümet kuracak çoğunluğu vermiyordu. 14 Haziran 1977'de hükümeti kurma görevini alan Bülent Ecevit, 21 Haziran 1977 günü azınlık hükümetini kurdu. Hükümet 3 Temmuz günü yapılan güven oylamasın da yeterli oyu alamayınca Ecevit istifa etmek zorunda bırakıldı…Ve hükümeti kurma görevini alan AP Genel Başkanı Süleyman Demirel 21 Temmuz günü MHP, MSP ve Demokratik Parti ile II. Milliyetçi Cephe hükümetini kurmuştu…

CHP’liler o günleri unuttu…Ama mağdur edebiyatı yapan AKP esas geçmişte CHP’ye ne mağduriyetlikler yaşatıldığını hiç dile getirmez! Onlar siyaseten dile getirmeyebilirler ama hiç olmazsa o günleri yaşayan eski CHP’liler o günleri parti merkezinde düzenlecek toplantı ve konferanslar yoluyla bugünkü genç kuşağa aktarmalı ve demeli ki, “Korkmayın! Yılmayın! Göreceksiniz elbirliğiyle çalışırsak önümüzde ki 2014 ve 2015 seçimlerinde rahmetli Ecevit’in yakaladığı yüzde 42’leri bulan oy oranlarını pek ala bizlerde yakalayabiliriz… 1977’lerde ki ortamdan bugün çoook çok daha geriyiz… Ekonomik koşullar, Cumhuriyet devrimlerinden verilen ödünler 1977 koşullarından çok daha kötü!” diyebilirler…

Ve CHP’liler geleceğe o umutla o coşkuyla bakmalı…AKP iktidarı gidicidir! Bağlasan durmaz! Yeter ki CHP’liler ve MHP’liler kendi parti tabanlarına bu coşkuyu verebilsin…

 



Bu yazı 11632 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI