Bugun...

Recep BULUT
BEN ONU BAKKAL MEHMET AĞANIN OĞLU SANIYORDUM YOKSA O OSMANILI HANEDANINDAN MI GELİYOR?
Tarih: 13-03-2018 10:18:00 Güncelleme: 13-03-2018 10:18:00


Bu soruyu kime soruyorum?

Talas Belediye Başkanı Mustafa Plancıoğlu’na!

Niye soruyorum?

Yatıyor-kalkıyor ha bire II.Abdülhamid’in torunlarını Talas’a davet ediyor, onlara konferanslar verdiriyor ha bire Osmanlı Hanedanının kerametlerinden bahsettiriyor…

Başkan Palancıoğlu, geçen yıl tam da bu zamanlar  II.Abdülhamid’in torunlarından Nilhan Osmanoğlu’nu davet etmiş, onu konuşturmuştu…

Bu yıl da aynı Talas Belediyesi yine Abdulhamid’in ölümünün 100 yıldönümü münasebetiyle,  “Vefatının 100. Yılında Ulu Hakanı anlamak” adı altın da benzer bir etkinlik düzenledi…

Bu sefer televizyon programlarında moderatörlük yapan ve Nuh Tufanı ile ilgili saçma sapan kehanetler de bulunan meşhur profesörü televizyon programına çıkaran Pelin Çift’in moderatörlüğün de davet etmiş…

Bu sefer ki konuğu Şehzade Orhan Osmanoğlu…

Osmanlı niye battı biliyor musunuz değerli okuyucularım?

Yetkisini hiçbir şekilde “TEBAASIYLA” paylaşmaya yanaşmadığı için!

Borcunu-harcını şusunu-busunu boşverin, borç-harçta bir şekilde halledilebilirdi, eğer İngiliz Kraliyet Ailesi gibi, Belçika Kraliyet Ailesi gibi, İsveç Kraliyet Ailesi gibi Osmanlı hanedanı da en azından Abdülhamid döneminde Mithatpaşa ve arkadaşları tarafından kendisine imzalatılan Kanun-i Esasiyeye itibar etseydi, meclis mebusanı kapatmasaydı ve tüm yetkileri kapandığı Yıldız Sarayı’nda toplamamış olsaydı Osmanlı Hanedanlığı da belki bugün devam ediyor olabilirdi…

Ama Osmanoğulları hiçbir şekilde yetkilerini TEBASI ile paylaşmaya yanaşmadı… TEBAA hep kul-köle olarak kalsın, hertürlü söz ve yetki Osmanoğulları’nın tekelinde olsun deyince yokolmaları da kaçınılmaz oldu…

Dolayısıyla Osmanoğulları’nın saltanatı şanıyla-şöhretiyle-ihtişamıyla-görkemiyle tarihe gömüldü! Geri gelir mi, gelmez!

O halde bu gayret niye?

Şimdi şunu anlamakta zorlanıyorum… Osmanlı Hanedanı mensuplarının tekrar o hanedan ailenin şanlı-ihtişamlı günlerini geri getirmek için gayret sarfetmelerini anlarım…Niye? Çünkü o hanedan ailenin bir mensubu olduğu için o günleri yana yana araması ve tekrar o hanedan ailenin saltanatı ele geçirmesi için çırpınması gayet doğal!

Geçen yıl Talas Belediyesi’nin Talas’a davet ettiği Nilhan Osmanoğlu diyor ki, “Bizim canımıza yetti artık parlamenter sistem!”

Nilhan Hanım haklı! 

Parlamenter sistem yokolmalı ki tekrar Osmanlı Hanedanı ailesi yönetime el koysun, hatta, tekrar TEBAA, KUL VE DE KÖLE OLSUN!

Kendileri de tekrar YILDIZ SARAYINA kurulsun!

Harp oldu mu TEBAA gitsin!

Saraya para lazım olunca TEBAA’dan vergi toplansın!

Saraya cariye lazım oldu mu tüm kızlar sıraya girsin!

Geçti artık o ihtişamlı günler Nilhan Hanım, artık Cumhuriyetle birlikte TEBAA, KUL-KÖLE olmaktan kurtulduk, millet olduk, vatandaş olduk, Ahmet oğlu Mehmet, Mehmet oğlu Ahmet olduk!

İyi ya da kötü bu milletin seçtiği Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı oluyor! Yani biz kendi yöneticimizi kendimiz seçiyoruz, beğenmedik mi, kılıçtan geçirmeye gerek yok sandık diye bir şey ortaya konuluyor ve gidiyor oyumuzla bizi yönetecek kişileri seçiyoruz!

Siz ne kadar bu parlamenter sistemden bıktık artık, yetti artık” deseniz de yerin de!

Ama benim anlamadığım nokta şu:

Hanedan mensubu olmayıp da hala Osmanlı Hanedanı diye çırpınanlara bir anlam veremiyorum…

Sayın Palancıoğlu, soyadında ki “oğlu” ekine aldanarak o da kendisini Hanedan aileden geliyor mu sanıyor acaba?

Biz onu 27 Mayıs Caddesi’nin sonun da yıllarca bakkallık yapan ve altı-yedi ay önce de rahmetli olan Bakkal Mehmet Ağa’nın oğlu olarak biliyoruz! Acaba biz mi yanlış biliyoruz!

Sayın Palancıoğlu, Osmanoğlu Hanedanının saltanatı bitmemiş olsaydı, Cumhuriyet ilan edilmemiş olsaydı ve Cumhuriyetle birlikte herkes TEBAALIKTAN-KULLUK VE KÖLELİKTEN kurtulmamış olsaydı acaba Talas’a Belediye Başkanı olabilir miydi? ABD’lere kadar gidip eğitim görebilir miydi?

Sayın Palancıoğlu, tüm bu sahip olduğu faziletlere kendisine Osmanoğulları Hanedanı değil de Cumhuriyet’in kazandırdığının bilincinde olarak her hafta ya da her ay Cumhuriyetin faziletlerini anlatacak bir ya da birden fazla konuşmacı davet etse yeridir!

Ama nerdeee?

Sayın Palancıoğlu  adeta bir gelenek gibi her yıl Osmanoğuları’nın torunlarından birini davet ediyor, onca para-pul sarfediyor ve gelenlere II. Abdülhamit ve Abdülhamit’in torunlarına saltanatın kerametlerini anlattırıyor!

Sizce bunda bir terslik yok mu?

Benim aklım almıyor da!

Oturup şurada 33 yıl süren Abdülhamit’in baskıcı rejiminden bahsetsem sayfalar yetmez! O konuları en ince ayrıntılarına kadar oturur tartışırız, ama bir daha geri gelmesi mümkün olmayan bir tarihe takılıp kalmanın ne anlamı var? Günlerce oturup, Osmanlı Hanedanının ihtişamlı ve görkemli günlerini anlatsak bugüne ne yararı var? Tamam, tarihimizi de bilelim ama lütfedin de bugünkü idare şeklimiz, aksaklıklarını, nasıl demokrasiyi beynelmilel hale getireceğimiz tartışalım ve kendimize bir yol bulalım! Demokrasinin aksayan yönlerini tespit edelim ve hep birlikte çözüm yollar önerelim…Yoksa günlerce oturup geçmişi anlatmak ve baş tacı yapmak günümüze netür bir yarar sağlar ki?

Demem o ki, Sayın Başkan, bu kadar masraflar yapıp, konuşmacılara bir masraf, programı baştan sona yayınlattığın televizyonlara bir masraf edip durma, paran çoksa ilçe sınırlarına bol bol yatırım yap, yol yap, kanalizasyon yap, park-bahçe yap! İlla konferanslar verdirerek bu yollu masrafa girmek istiyorsan Bakkal Mehmet Emminin oğlu olarak nasıl Talas Belediye Başkanlığı makamına kadar geldiğini ve bu hikayenin Cumhuriyetin faziletinin bir ürünü olduğun anlat, anlattır!

Sen iyisi mi yat kalk Cumhuriyet’e, devlet-i Aliye-yi batırıp-bitirdikten sonra İngiliz Zırhlısına binip İngilizlere ve diğer işgalci emperyalist güçlere bırakıp kaçan Osmanoğulları’nın son padişahı Vahidettin değil de,  onun sığındığı başta İngilizleri ve diğer tüm işgalci emperyalist güçleri bu vatan topraklarından söküp atan ve sonra da bizlere Cumhuriyeti armağan eden Atatürk ve tüm silah arkadaşlarına şükret!

Sen esas baştan sona bir mucize ve bir kahramanlık destanı olan Kurtuluş Savaşını anlattır!

Yoksa boşa sağa-sola para saçma! Yazık bu memleketin parasına-puluna! Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var, hukuku var Sayın Başkan!



Bu yazı 4985 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI