Bugun...


Recep BULUT
BARO, BAŞKAN ÖZHASEKi’NiN KALIBININ ÖLÇÜSÜNÜ NASIL TUTTURMUŞ?
Tarih: 02-03-2013 13:45:00 Güncelleme: 02-03-2013 13:45:00


Başkan Mehmet Özhaseki dün öğleden önce Kayseri Barosu’nu ziyaret ederek, yeni baro yönetimini kutladı… Baro Başkanı Fevzi Konaç’ın beyanına göre bu ziyaret bir iadeyi ziyaretmiş! Demek ki yeni Baro yönetimi seçildikten sonra Başkan Özhaseki’yi makamında ziyaret etmiş… En azından Sayın Konaç’ın ifadesinden bu çıkıyor… Öyle veya böyle her neyse sonuçta ortada bir nezaket ziyareti var… Doğal karşılamak lazım… Şahsen ben de bu boyutuna kadar olan bölümü doğal karşılıyorum… Ortada insani bir durum, bir nezaket söz konusu… Gelelim, katılmadığım bölümlere… Baro şu ortamda özellikle “taraf” görünmekten kesinlikle uzak durmalı… Hani konudan yana taraf diyorum? Bu soruya Başkan Özhaseki’nin kameralar karşısında söylediği sözlerden yola çıkarak cevap vermek istiyorum… Başkan Özhaseki, kameralara, “O günlerde belediyemize yapılan saldırılar vardı. Ve epey bir hukuki süreç işlemekteydi. O hukuki süreç içerisinde Adliye camiasından uzak durmaya gayret ettik!” dedi… Başkan Özhaseki cidden kameralar karşısında dediği gibi devam eden davalar nedeniyle Adliye camiasından uzak durmaya özen göstermişse isabet etmiş… Doğru olanı yapmış! Hukuka saygı duyan duyarlı bir insanın hassasiyetini göstermiş… Buraya kadar olanı da gayet güzel… Peki, o zaman şu soruyu sormazlar mı? Niye bundan önce gösterdiğinizi ifade ettiğiniz hassasiyeti sürdürmüyorsunuz? Henüz davalarınız bitmiş değil ki! Hala devam eden davalarınız var…Hem de çok ciddi davalar! Niye sayın Başkan daha önce gösterdiğinizi iddia ettiğiniz hassasiyeti sürdürmediniz? Başkan Özhaseki’nin devam eden adli davaları etkilememe adına “Adliye camiasından uzak durma” sözüyle ilgili benim şahsi yorumum böyle… Baro’nun tutumuyla ilgili yorumumu belirteceğim ama Başkan Özhaseki’nin eşi Neşe Hanım ile ilgili sözlerini de hemen bu satırlarla birlikte yorumlamak istiyorum… Başkan Özhaseki ile daha önce yapılan röportajlarda, eşi Neşe Hanım’ın da bir hukukçu olduğunu ama avukatlık yapmadığını, evin sorumluluğunu ona verdiğini ve çocuklarla ilgilendiğini sık sık söylediğine tanık olmuşuzdur… Buna yakın sözleri de geçmişte yapılan röportajlardan çıkarılabilir… Bunu gerek o günkü hukuki durumdan ve gerekse eşi Neşe Hanım ile bir görev paylaşımından söylemiş de olabilir… Ben yadırgamıyorum… Kaldı ki, kendi için de yasal bir engel olmadığı halde avukatlık yapmadı, esnaflık yaptı ve baba mesleğine devam etti… Ama bugün “türban” meselesinin bu kadar konuşulduğu ve 28 Şubat kararlarının bu kadar tartışıldığı şu günlerde yeniden dillendirmesi ve dillendirmesinden de öte, “Bu ziyarette cübbe giymek sürpriz oldu, bu ukde eşim Neşe Özhaseki’nin içinde kaldı. Başörtüsünden dolayı avukatlık yapamamıştı!” demesi biraz önce yukarı da vurguladığım “türban” tartışmalarına bir gönderme oldu gibime geliyor… Tabii bu benim şahsi yorumum…Katılan olur, katılmayan olur! Sonra Sayın Neşe Özhaseki, resmi avukatlık sıfatı kazanmadı mı? Bildiğim kadarıyla kazandı! Oy da kullanıyor! Ha başörtüsü sebebiyle duruşmalara cübbe giyip girememiş olabilir…Ona da bir diyeceğim yok! Ama Sayın Neşe Özhaseki, resmen avukat ve cübbe de giyer! Giymiştir de! Dilerse bundan böyle cübbesini giyerek pek ala duruşmalara da girebilir…Şu günlerde örnekleri var… Peki, bundan sonra Neşe Hanım cübbe giyip avukatlık yapamaz mı? Pek ala yapabilir de! Neşe Hanım arzu eder ve Başkan Özhaseki’de uygun görürse… Bence çok da şık olur! Başkan Özhaseki’yi Kayseri Adliye koridorlarında savunur. (Başkan Özhaseki’nin Belediye davaları dışında kendi açtığı tazminat davalarının dışında şahsi bir davasının olduğunu pek sanmıyorum!). Bu “türban yasağı” ile ilgili yorumum… Gelelim Baro’nun tutumuna… Başkan Özhaseki, kameralar karşısında bugüne kadar devam eden davadan dolayı Kayseri Adliye camiasından uzak durmaya gayret gösterdiğini söylüyor… Ama aynı gayreti bugün Kayseri Barosu göstermiyor… Başkanlığını Mehmet Özhaseki’nin yaptığı bazı belediye mensupları ile ilgili çok ciddi davalar var…Böylesi bir ortamda Kayseri Barosu’nun Başkan Özhaseki’ye tutup “cübbe” giydirmesi şık düşer mi? Bence Baro bu konu da yanlış yaptı… Taraf oldu! Kayseri Barosu olarak Başkan Özhaseki’ye “cübbe” giydirmesi aceleye geldi… Biraz daha zamana ihtiyaç vardı… En azından devam eden dava ya da davalar neticeleninceye kadar… Başkan Özhaseki, bu ziyarette “cübbe giymek sürpriz oldu!” diyor! Valla Başkan Özhaseki için cidden “sürpriz” oldu mu olmadı mı bilemem ama Baro Yönetimi için ani gelişen sürpriz bir vaka değildi… Başkan Özhaseki’nin tıpa tıp kalıbına uyacak bir “cübbe” ayarlamışlar… Hem de onca avukat adayı Baro’nun koridorlarında “cübbe cübbe” diye kıvranırken… Mevcut cübbeler kalıbımıza uymuyor onun için günlerdir cübbe bulamıyoruz derken… Baro Başkan ve Yönetimini cidden kutluyorum, bunca cübbe sıkıntısı yaşanırken tıpa tıp Başkan Özhaseki’nin kalıbına uygun, kip diye oturan cübbeyi temin ettikleri için… İnsanın aklına, “Acaba Baro daha önce Başkan Özhaseki’nin kalıbının ölçüsünü aldı da ona göre mi cübbe hazırladı?” sorusu geliyor…Ama Başkan Özhaseki’de “sürpriz oldu!” diyor… Neyse o kadarcık “sürpriz” olur da, ben yine zamanlamanın doğru yapılmadığı kanaatindeyim… Tabii nihai takdir Baro yönetiminin, biz acizane fikrimizi söylüyoruz. Takdir edip etmemek onlara kalmış…

TÜBERKÜLOZLU ETLER GERÇEKTEN USULÜNE UYGUN MU İMHA EDİLDİ?

28 Şubat 2013 tarihli gazetemiz de, “Tüberküloz hastalığı taşıyan etler Kayseri piyasasına sokulmadan imha edildi” başlığıyla bir köşe yazısı yazmıştım… O yazımızda, bize daha önce yansıyan bir ihbardan yola çıkarak, o etleri Kayseri’ye getiren Bakan Et-Hamdi Bakan’ın ve İl Tarım Müdürlüğü’nün “sıkı takibi” sonucu sözkonusu tüberkülozlu etler Kayseri halkına yedirilmeden imha edildi demiştim… Bakan Et Kombinesi’nin sahibi Hamdi Bakan’ın verdiği ifadelere dayandırarak, Urfa-Bilecik’ten gönderilen 295 büyükbaş hayvan etinden 103’ünde aşırı miktarda tüberküloz (yani halk diliyle verem) hastalığına rastlandığı için ilgili firma tarafından KEMSAN’da rendelenerek kemik unu haline getirildiğini, geriye kalan 250 büyükbaş gövdesinin de kavurmalık yapılmak üzere Erzurum’a gönderildiğini ve dolayısıyla hastalıklı o etlerin Kayseri piyasasına verilmediğini söylemiştik… Söylemiştik söylemesine ancak, ertesi gün bize daha önce bu ihbarı ileten vatandaş tarafından zehir-zemberek bir telefon aldım ve: “Recep Bey inanın sizin şahsiyetinizi tanımasak bu haberin para karşılığı Hamdi Bakan tarafından yaptırıldığına kanaat getirecektik!” dedi…. Önce tepemden aşağı şöyle bir ter attım… Sonra, “Neyse ki sizi tanıdığımız için, parayla-pulla böyle bir haber yapmayacağınızdan emin olduğumuz ve olsa olsa Recep Bey de tamamen suçlanan firma yetkilisinin beyanı doğrultusunda yapılmıştır!” deyince derin bir nefes aldım… Ve sonra telefonda ki vatandaşa: “Peki, sizce o haber de yanlış olan taraf ne?” diye sordum. Telefonda ki vatandaş: “Bir kere bu etler Şanlı Urfa’da ki bir besici tarafından Kayseri’ye gönderilmiyor. Bu etler tamamen Hamdi Bakan’ın çocukları Ahmet ve Levent Bakan’a ait Bakanlar Et Kombinesi’nden gönderiliyor… Yani etin sahibi zaten Hamdi Bakan ve dolayısıyla çocukları… Sayın Hamdi Bakan, size yaptığı açıklama da ileri sürdüğü gibi madem hastalıklı teşhisi konulan bu etleri Kayseri piyasasına sürmeyecekti, niye Bilecik’te ki Kombinesinden Kayseri’ye getirtti?” dedi. Elimde bulunan ve daha önce Hamdi Bakan tarafından bana bilgi mahiyetinde verilen “Sevk Evrakına” baktım, doğru. Orada da gönderici hanesinde Bakanlar Et Kombinesi yazıyordu… “Doğru! Hamdi beyin bana verdiği sevk evrakında da öyle yazıyormuş!” dedim. Bu kez telefonda ki ihbarcı: “Gelelim 103 büyükbaş hayvan gövde etinin KEMSAN’a gönderilerek rendelenmek suretiyle imha tutanağına…Siz o imha tutanağını gazetenizde yayınladınız ve işte KEMSAN’da imha edildiğine dair tutanak dediniz! Doğru mu?” Elimde ki tutanağa baktım: “Doğru!” dedim… Telefonda ki vatandaş: “Peki Recep Bey şimdi size soruyorum: O tutanak ta Tarım İl Müdürlüğü Veterinerinin ismi açılmış mı? Adı var mı? İmzası var mı?” diye sordu… Tutanağa baktım: “Valla hangisi Tarım İl Müdürlüğü’nün Veterineri, hangisi Hamdi Bakan’ın veterineri bilemiyorum… Ama elimde ki tutanaktan okuyum size… Sorumlu Mezbahane Veteriner Hekimi Ali Murat Ergin imzası ile Teslim Eden firmanın kaşesi ve imzası ile KEMSAN adına teslim alan firmanın kaşesi ve bir de imzası var!” dedim. Telefonda ki vatandaş: “Peki, nerde Tarım İl Müdürlüğü tarafından görevlendirilen Veteriner’in imzası? Adı? Ünvanı?… Tarım İl Müdürlüğü’nün soğuk mühürü?” Elimde ki tutanağa baktım durdum…Telefonda ki vatandaşın söylediği Tarım İl Müdürlüğü’nün görevlendirdiği herhangi bir veterinerin adını ve imzasını aradım bulamadım… Telefonda ki ses, beni mat etmenin rahatlığıyla: “Lütfen bunları bir kez daha araştırın Recep Bey! Biz sizin dürüst olduğunuza yürekten inanıyoruz, ama size de şu nokta da hak veriyoruz: Sizde elinizde ki bilgi ve belgeye göre hareket etmek zorundasınız! Yine de bir araştırın, bu konu da Tarım İl Müdürlüğü’nün yürüttüğü hem de Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma var mı onu da sorun lütfen!” dedi… “Aynen öyle! Ben de bu bilgiler doğrultusunda Sayın Hamdi Bakan’ı hemen arayıp sorduğunuz bu soruları soracağım! Keşke Tarım İl Müdürlüğü bu konu da bir açıklama yapsa ya da bilgi verse! Maalesef Haber ekibimi bizzat Tarım İl Müdürüne gönderme me rağmen açıklama da yapmadı, bilgi de vermedi!” dedim. Bu görüşmeden sonra hemen Hamdi Bakan’ı aradım: “Sayın Bakan, yaptığım haberle biz seni Kayseri kamuoyu nezdinde tamamen akladık, ama bir taraftan da siz bu haberi para karşılığı mı yaptınız diye eleştirilere maruz kaldık!” dedim. O’da sağolsun: “Estafullah Recep Bey, sizi bir ben değil Kayseri tanır… Paralı-pullu haber yapmayacağınızı da gayet iyi bilir! Nedir mesele, sorun ben de cevabını vereyim!” dedi. “Hamdi Bey, bu etler sizin Şanlıurfa-Bilecik’te ki kombinenizde kesilerek gönderilmiş, doğru mu?” “Doğru! Orada benim oğlum Ahmet ve Levent Bakan adına Et Kombinemiz var!” “Peki, o zaman bu etleri niye Kayseri’ye gönderme gereği duydunuz, orada imha etseydiniz ya?” “Recep Bey! Bu etler zaten oradan ŞARTLI KESİLEREK buraya sevk edildi… Ben isteseydim, Bilecik İlçe Tarım Müdürlüğü’nün ihmalinden kaynaklanan sağlıklı et sevkiymiş gibi yaptı işlemden hareketle, pek ala piyasaya verebilirdim! Ama ben Bilecik İlçe Tarım Müdürlüğü’nün sehven de olsa düştüğü yanlışlığı kendi lehime kullanmadım. Ben Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğü’nü de düştükleri bu yanlışlıktan dolayı samimi bir şekilde uyardım, İlçe de ki o veteriner arkadaş hakkında soruşturma açıldı. Ben bu etleri Bilecik’te ya da Şanlıurfa’da imha edemezdim. Zaten oralar da böyle kapasiteli bir tesis de yok! Bırakın Bilecik ve Şanlıurfa’yı Kayseri’de bile yok! Kayseri’de kısa sürede 250 büyük baş hayvan etini kavurmaya çevirecek kapasite de bir tesiste yok. Türkiye’nin belli başlı birkaç şehrinde var. Bunlardan biri de Erzurum’u bizlerde 250 büyükbaş hayvan etini usulüne uygun şartlarda Erzurum’a göndererek yönetmelik uyarınca kavurmalığa çevirdik!” dedi. “Peki, diğer esas ağır hastalık görülen 103 büyükbaş hayvan gövde etini ne yaptınız?” “Onu da daha önce ki görüşmemizde izah ettiğim gibi KEMSAN’a göndererek rendelettirerek kemik ununa çevirdik. Onu da o şekilde imha ettik!” “İyi hoş da, oraya gönderip göndermediğinize dair bazı tereddütler var!” “Ne gibi?” “Mesela KEMSAN’a gönderdiğiniz ve tuttuğunuz tutanakta İl ya da İlçe Tarım Müdürlüğü’nden görevlendirilen herhangi bir veteriner yok! Tutanak da imzada yok! Sadece sizin veterineriniz, teslim eden firma adına firmanınızın kaşe ve imzası, teslim alan adına da KEMSAN fabrikasının kaşe ve imzası var. Ama Tarım İl ya da İlçe Müdürlüğünden kimsenin eşlik ettiğine dair ismi ya da imzası yok!” “Doğrudur! Aslında benim, bunu bu şekilde imza mecburiyetim de yok! Ama benim bu eti piyasaya kavurmalık vermeye vicdanım elvermediği için ben kendi tasarrufumla bu şekilde imha ettim. Yoksa pek ala kavurma yaptırılarak piyasaya da verebilirdim. Devletten de çatır çatır parasını alabilirdim. Ama ben onun üç beş kuruşunun hesabında değilim. Olmadım da! Kendi yemediğim eti hayatta kimseye yedirmem. Bu bizim babadan kalan atasözümüzdür. Bundan emin olabilirsiniz Recep Bey!” dedi. “Peki, son bir sorum olacak: Bu konuyla ilgili Tarım İl Müdürlüğü’nün ya da Savcılığın yürüttüğü size yansıyan herhangi bir soruşturma var mı, yok mu?” “Recep Bey inanın bu konu da bize yansıyan hiçbir soruşturma yok. Bir tek soruşturma var, o da Şanlıurfa Bilecik İlçe Tarım Müdürlüğü’nde, şartlı olarak kesilen bu etleri yanlışlıkla normal tüketilebilir işlemi adı altında sevk evrakı yapan veteriner arkadaşla ilgili. O’da bizim uyarımızla başlamış bir soruşturmadır. Onun dışında inanın bize şu ana kadar yansımış herhangi bir soruşturma yok!” dedi “Teşekkür ederim!” dedim ve Hamdi Bakan’ın telefonunu kapattım… Evet telefonla gelen ihbarlar böyle… Hamdi Bakan’ın verdiği cevap da böyle… Hangisi doğru, hangisi yanlış taktir kamuoyunun bununla ilgili gelecek bilgi-belge ve açıklamalara da sayfalarımız sonuna kadar açık… NOT: Dünkü köşe yazımda “Valilerle ilgili Bilirkişi Raporunu Beklemek Gerekmez mi?” Adlı köşe yazımda ilgili davanın Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor diye yorum yapmıştım. Doğrusu Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesi’dir, okuyucularımızın bilgilerine sunulur.

 



Bu yazı 9163 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI