Bugun...

İbrahim İLBASMIŞ
MART’IN SONU NİSAN
Tarih: 01-04-2019 10:06:00 Güncelleme: 01-04-2019 10:06:00


   Türkiye 12 Eylül 2010 referandumuna gidiyordu. Süreçte, halka sunulan Anayasa değişikliği paketinin dışı çikolata kaplı ama içinde acı olan bir top benzetmesi yapıyorduk. Bu durumu göstermeye/anlatmaya çalıştıkça ‘ileri demokrasi’ gelecek eleştirileriyle karşılaşıyorduk. Ülke daha iyiye gidecek ve eski yanlışlıklar  (fişleme, masumiyet karinesi vs… )yapılmayacak, hukuk devleti olacaktık. Mezardaki ölüler de seçime katılmalıydı.
   Gördük ve yaşadık ki hukuk devleti yerine ’FETÖ Hukuku’ imiş gelecek olan. Sonra kumpas davaları, Genelkurmay Başkanı’nın terörist olduğu iddiası vs…
   Yine 16 Nisan Anayasa Değişikliği referandumu sürecinde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi modelinin ucube olduğunu, meclisi yok saydığını, seçmen iradesini artık milletvekillerinin temsil etmeyeceğini,  tek adam sistemine götüreceğini, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracağını, dünyanın gelişmiş ülkelerinin parlamenter sistemle yönetildiklerini, boğazımız kururcasına aktarmaya, gündeme taşımaya çalıştık. Onlara göre ise yeni sistem gelirse her şey düzelecek, Türkiye uçacaktı
   Bu referandum sonunda da oy verdiğimiz taraf kaybetti. Referandum sonucu ‘evet’ çıktı ama bu güne kadar geçen süreçte gördüklerimiz ve yaşadıklarımızın bize gösterdiği sonuç; sadece oy verenler değil sonuç da herkes kaybetti. Ülke kaybetti.
   Ekonomi daha çok sıkıntıya girdi. Hukuk daha az görünür oldu. Dış politikada iki arada bir derede kalındı. En acı olanı ise sorunların çözümü konusunda yeterli bilgi, deneyim liyakatın yönetim mekanizmalarında olmadığı.
   Yeni sistemin ilk yerel seçimlerini 31 Mart’ta yapıyoruz. Son 17 yılda görülmemiş derecede bir ekonomik krizle karşı karşıya kaldık. Kampanya döneminde ‘Beka’  ‘terörist’ gibi söylemler ön plana çıktı. Daha önceki dönemde, 7 Hazirandan 1 Kasım seçimlerine giderken, ‘terör’ önceliği işe yaramış ve yüzde kırklara düşen AKP oyları yeniden yüzde kırk dokuzlara çıkmıştı. Bu seçimde beklentilerini ne kadar bulabilecek göreceğiz.
   ‘Mutfak yangınının’ neden olacağı seçmen davranışlarının sonuçlarını göreceğiz.
   Daha önceki seçimlerde yaşanmamış absürt, bazı olay ve durumlar (beka sorunu, parti liderlerinin adında bulun harflerin sayısına göre  -Meral-Kemal-Temel komplo hesabı gibi) bu kampanya süresinde karşımıza çıktı. Aşırı derecede reklamlar yapıldı. Yalanlar, dolanlar, tehditler ortaya döküldü. Bu yapılanların seçmende nasıl bir algı oluşturduğunu, sonuçlar üzerinden yorumlayacağız.
   Seçimlerden sonra en önemli gündem, ekonomi olacak. Hükümetin alacağı önlemler ve uygulamalar neler olacak, en çok merak edilen durum bu. Yeni bir IMF anlaşması olacak mı ya da başka çözüm yolları ortaya konacak mı? Ekonominin düzelebilmesi ve yabancı yatırımcıların ülkeye gelebilmesi için zorunlu şart olan ‘hukuk’ ön plana çıkarılacak mı?
   Siyasal yapılanmalarda dalgalanmalar olacak mı? Demokrasi talebinin fazla umutlu olmak ya da fazla umutsuz olmak için uygun bir ülkede yaşamıyoruz ama umutsuzluk ta bize yakışmaz.
   Yazıyı kaleme aldığım 29 Mart cuma sabahı Kayseri’ye kar yağıyordu. Arabamın karını temizlemek zorunda kaldım.  Bu yazıyı okuduğunuzda seçimler yapılmış olacak. Şapka düşecek kel görünecek.  Seçim sonuçlarında bahar müjdesi var mı bakacağız.
   Yazıya ‘Mart’ın Sonu Nisan’ başlığını koydum. Ahmet Arif dizeleriyle noktalıyorum.
   ‘’Dağlarına bahar gelmiş memleketimin’’



Bu yazı 1629 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI