Bugun...

İbrahim İLBASMIŞ
ATATÜRK’Ü DUYDUN MU?
Tarih: 25-03-2019 10:05:00 Güncelleme: 25-03-2019 10:05:00


   Çanakkale Zaferini kutlama töreninde konuşmacının hiç Atatürk’ten söz etmemesi üzerine toplantıya katılan bir subayın ‘Atatürk’ü duydun mu’’ çıkışı ve toplantıyı terk edişini izlemişinizdir.
   Görüntüleri izleyince, böyle bir yazıyı kaleme alma isteği duydum.
   Önceki yıllarda seçim çalışmalarından birinde, Yahyalıdayız.  Esnaf ziyaretleri yapıyoruz. Kahvehanelere de giriyoruz. Kahvehanenin birinde seçmenlerle tokalaşırken, masanın birinde bir grup genç oyun oynuyorlar. Söz nasıldı ne söylendi şimdi pek hatırlamıyorum ama Atatürk ismi geçti. Bunun üzerine gencin biri, ‘Siz Atatürk’ü boşuna seviyorsunuz. Ne yaptı ki?’ mealinde bir şeyler söyledi. Grup kahveden çıkınca, ben de geri dönüp gencin yanına geldim.  ‘’Bir şey yapmadı,  Türkiye Cumhuriyetini Kurdu. Kurucumuz olduğu için sevmeseniz de saygıyı hak etmiyor mu’’ dedim.
   ‘Siz, Atatürk’ün Kurtuluş savaşı yaptığına mı inanıyorsunuz. Böyle bir şey olmadı. Sakarya İnönü, Dumlupınar da savaş mı yapıldı. Yok ki öyle bir şey’ deyince ilk anda afalladığımı ve ne diyeceğimi bilemediğimi söylemeliyim.
   Peki, bunları siz nereden biliyorsunuz diye sorunca, elinde tarihçilerin açıklamaları olan çeşitli video kayıtlarının olduğunu, istersem bana da gönderebileceğini söyledi.
   Böylesine absürt bir yalanın nasıl inandırıcı olabileceğine şaşırmıştım. Önceden Ülkücü olduğunu ve çok kitap okuduğunu söylediği için kendisine, sadece ‘tarafsız’ bir yazarın  ‘Bozkurt’ adlı kitabı okumasını tavsiye edebilmiştim.
   31 Mart’ta seçim yapacağız. Seçime giderken, iftiralar, yalanlar, abartılar, suçlamalar gırla gidiyor.
   Ülkemizde, beton yapılar, asfalt yollar, taşıt araçları, uçaklar v.s. olunca geliştiğimizi sanıyoruz. Fiziksel olarak belki öyle görülebilir. Son yıllarda, İşsizliğin artması, üretimden uzaklaşılması, yoksulluğun yaygınlaşması, gelir dağılımı adaletsizliğinin artması gibi ekonomide verilen alarm zilleri bir yana. Benim asıl belirtmek istediğim ise insani değerler. Doğruluk, sevgi, hoşgörü yönüyle toplumda bir fakirleşme olması çok üzücü.
   İnsan hakları, demokrasi özgürlük, hukuk gibi insanlığın ortak değerlerinden gittikçe uzaklaşıyor oluşumuz.
   Bu değerlerin yerine, kin, nefret, ötekileştirme, düşmanlık, şiddet, tehdit dilinin kullanılması çağdaş uygarlık yolunu gösteren Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketine yakışmıyor.
   Fiziki olarak kalkınmış gibi olmak ‘medeni’ olmaya yetmiyor.
   Tarih, bilim, edebiyat, felsefe, kültür, sanat olmazsa ne olacak, uygar olamayacağız. Kadın cinayetleri, işçi ölümleri, gazeteci, akademisyen, sanatçı tutuklamaları, hukukun yerlerde olduğu bir ülke olacağız. Eğitimde sınıfta kalıyoruz. Daha alt kümede olan, kralların yönettiği ülkeler ligine düşmekteyiz.
   Özgür düşünceye, ifade özgürlüğüne alan açılmalıdır. Siyasal kutuplaşmanın yanına kültürel kutuplaştırma konulmamalı. Dünyanın bildiğini, yaşadığını, bilmeme konumuna gelmemeli gençlerimiz. Tarihi yok sayma ve gerçek olmayan şeylerin peşinde yürüme saçmalığına muhtaç olmamalı.
   Biliyorsunuz, medeni olmak şehirli olmak anlamı da içerir. Bir hafta sonra şehrimizi yönetecek olanları seçeceğiz. Seçilenlerin medeni davranışlar sergilemelerini temenni edelim. Ayrıca, belediyelerin, yol, kanal, park, imar uygulamaları yapmaları yanında, bilim, kültür, spor ve sanatın önünü de açmalarını bekleyelim.
   Böyle gelmiş ama böyle gitmemeli.



Bu yazı 1518 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI