Bugun...

İbrahim İLBASMIŞ
DUR! TÜRKİYE’DE ULUBAŞ VAR
Tarih: 17-11-2017 10:03:00 Güncelleme: 17-11-2017 10:03:00


   Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin Sümer Parkı’nın açılışında söylediği sözler gündeme düştü.
   Recep Bulut arkadaşımızda Bakan’ın söylediklerinin bir kısmına katıldığını yazdı.
   Yaşı 50’nin üzerinde olanlar,  çocukluk ve gençliklerinde nasıl bir Kayseri’de yaşadıklarını hatırlarlar.
   O zamanlar, şehrin valisi,  emniyet müdürü, belediye başkanı hatta ‘çarşı ağası’ da vardır.  Ama ‘kent’ olma özellikleri tam olarak oluşmamıştı.  Şehir evlerinde hayvanlar beslenirdi.  İnekleri bulunan evler vardı. Geçimini hayvancılığa bağlamışlardı. Bahçelerinde kümes olurdu, tavuk beslenirdi.  Şehir içi ulaşımında ve taşımacılıkta  ‘at arabaları, faytonlar’ kullanılırdı.  Birkaç Amerikan marka taksi ve çok sınırlı sayıda taşıt aracı bulunurdu.
   Bu durumun doğal sonucu olarak hayvanlardan parkları korumak gerekirdi.  Park etrafları koruma duvarları ve tel örgülerle kaplanırdı.  Yoksa amacın halkı parklardan uzak tutmak olmadığı aşikârdı.
   Yalnız parklar değil, camilerinde etrafı duvarlarla çevrilirdi.
   Sayın Bakan’ın şehrimize belediye başkanı olduğu dönemde ise şehir büyümüş, göçler almış, at arabaları ve faytonlar devre dışı kalmış, otomobiller ve motorlu taşıtlar kent yollarını doldurmuştu.
   Artık parkların yeşil kalmasının önünde engel kalmamıştı. Hayvanlar, şehir hayatından şehir içinde yaşamaktan çıkarılmıştı. Ne tel örgünün nede duvarların gereği yoktu. Bu nedenle yapılması gereken tel örgülerin ve duvarların anlamı kalmadığından, kaldırılmalıydı.
   Kaldırıldı. Elbette iyi de oldu.  Yoksa özgürlükleri genişletmek, kentte yaşayan insanların birbirleriyle ortak mekânlarda tanışma ve kaynaşmalarını sağlamak gibi amaçları olduğunu düşünmüyorum. Çocukların sokaklarında oynayabileceği bir kentin, en geniş cadde ve sokaklarının bulunduğu bir kentin trafik kargaşası ve betonlaşmasını üzüntüyle izlemek durumunda kaldık yıllardır.
   Parklarda duvar olması sonucu mafya ortaya çıkmadı. Mafya, belediyenin değil, emniyet güçlerinin mücadelesi ile ortadan kaldırılmıştır.  Güvenlik sağlayan emniyettir.
   Gece saat 11’de parkta yürüyüşe çıkan kızından söz ederek değişimden söz etmesi güzel. Ancak eksik.  Ayrıca pazar sokağa çıkmayan kadınlar, gece parklara gitmeyen kadınlar konusunda da eksiklikler var.
   Hatırladığım kadarıyla,  şehrin orta yerinde,  aile için ayrılmış olan parkta geceleri çoluk çocuğu ile kadınlar gelirlerdi.  Parkın köşesinde de hiç unutmadığım  ‘’Dur Türkiye’de Ulubaş var’’ reklam levhası vardı.
   Gecelerde, sosyal hayat son derece faaldi. Yazlık sinemalar, fuar dolar taşardı. Kadınlarda erkeklerde dışarıda olurdu.
   Memur-asker eşlerinin asri olması, başları açık şekilde,  modern kıyafetlerle tiyatrolara sinemalara gitmelerini gözlemlerdik.
   Ne zaman ülkenin siyasi gündemini sağ-sol çatışmaları almaya başladı. O zaman insanlar da özellikle geceleri evlerinden çıkmaz oldular.
   Şehir ve kentimiz hakkında yazılarını keyifle okuduğum Sayın Kıranartlıoğlu’nun bunları daha iyi yansıtabileceğini düşünüyorum.
   Gelelim şehrin yeşilliğine.
   Sayın Özhaseki’nin saydığı birkaç park ki bugün dahi o parklardan daha büyük parklar varmış gibi yeşilden yanaymış yeşili korumuş, şehrin içinde yeşil dalgalar halinde parklar yapmış gibi konuşmasını anlamak mümkün değil. Şehrin beton yığınına dönmesinde bizzat etkisi yokmuş gibi anlatması da manidar. 
   Zamanın ruhu böyle bir şey herhalde.



Bu yazı 1441 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI