Bugun...

İbrahim İLBASMIŞ
BU GÜN 8 MART
Tarih: 08-03-2018 10:15:00 Güncelleme: 08-03-2018 10:15:00


   8 Mart dünyada emekçi kadınlar günü olarak kutlanmaktadır. Yapılan etkinliklerde kadın hakları ön plana çıkarılmaya çalışılmakta.
   Yine bir 8 Marttayız.
   Kadın cinayetleri azalacağına artmakta.
   Cinsel taciz ve tecavüz olayları da azalmıyor.
   Kadın istihdamında da artma yok.
   Karar mekanizmalarında kadınların sayıları gittikçe azalıyor.
   Çocuk gelinler olayı çözülemiyor.
   Daha da sayılabilecek olumsuzlukların yanında başka olgularda var.
   Diğer yandan da elbette olumlu gelişmelerde oluyor. Ekonomik olarak bir kısım Kadın Girişimciler ortaya çıkmaya başladı. Kendi işlerinde bizzat yönetim kadrolarında başarılar gösteriyorlar.
   Şehirleşme, televizyonlar, iletişimin geldiği aşamalar sonucu, dünyayı görme,  kadın –erkek eşitliği kavramı, haklar konusunda bilinçlenme de artmakta.
   Geleneksel ‘’kutsal aile ‘’ kavramı anlayışında çatlamalar olmakta.  Çünkü kadın üzerinde baskı ve şiddetin, töre ve namus cinayetlerinin kutsal aile kavramı içinde ortaya konduğu bir gerçek.  Ailenin katılımı ile aile içinde şiddet, töre namus cinayetleri kararları veriliyor. Uygulanıyor. Babanın aile reisi olarak, karısını,  kızını dövmesi aile mahremi içinde gizleniyor. Ensest ilişkilerde bu mahremiyet nedeniyle ortaya çıkarılamıyor.
   Genç çocukların(gelinlerin), satıldıkları yaşlı erkeklerin tecavüzüne uğraması da yine yoksulluğun yanında belirttiğim aile mahremiyeti içinde kayboluyor.
   Muhafazakâr aile anlayışına göre, kadın evlenecek, evinin kadını olacak, çocuklarının annesi olacak, erkeğine hizmet edecektir. Erkeğinin insafına ve lütfuna teslim edilecektir. Kuşkusuz ülkemizin sosyolojik yapısına bakıldığında bütün aileler aynı kalıpta değildir.
  Kadın ve erkeğin eşit olduğu, gönüllü birlikteliklerin olduğu, bu nedenle şiddetin olmadığı, erkeğin lütfuna bağlı olmayan,  çekirdek aileler de bulunmaktadır.
   Bu iki tip aile arasında da bol miktarda ara katmanlar bulunmakta.
   Muhafazakâr olmayan bu tip gönüllü ailelerin çoğalması karşısında   ‘’aile yapısı çöküyor’’  diyerek aile mühendisliğine soyunanlar ortaya çıkıyor.
   Kadının eşitliği ve özgürlüğü, bu tür kutsal aileci düşüncedekilerin iktidarlarını, tahakkümlerini tehdit ettiği için hoş bakılmıyor. Kadının bedenine ve özel hayatına kolayca müdahale etmeyi kendilerinde hak olarak görüyorlar.
   Kadın sorununun çözümü nasıl olmalı dersek:
   Sadece kadınlar gününde kadın denilen  ‘’mahlûka’’   iyi davranmakla, haklarını hatırlamakla olmaz.
   Kadın örgütlerinin kendi aralarındaki farkları arka plana atarak, kadın özgürlüğü ve kadına karşı olan şiddete karşı ‘ama’ demeden birlikte hareket etmeleri kadın hakları konusunda büyük adımlar atılmasını sağlayacaktır.
   Asıl çözüm ise,
   Kadınlarla ilgili sorunların  -özellikle şiddet-  çözümü için, başta gelen şey, ülkemizdeki kutuplaşma-kamplaşma ortamının ortadan kaldırılması gerekir. Sakinleşmek, normalleşmek gerekir. Sağduyu ile oturup düşünmek ve çözümler bulmak gerekir.
   Demokratik kurumların olması, özgürlüklerin olması gerekir.
   Kadınlarında karar mekanizmalarında olduğu sosyal, demokratik, hukuk devleti olabilirsek hem kadınların hem de erkeklerin sorunları çözülür.
   Ama biz gidiyoruz tersine.
  



Bu yazı 798 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI