Bugun...


Haluk BİLGESAY
MÜLKİYE RUHU: 160. YIL
Tarih: 12-12-2019 10:03:00 Güncelleme: 12-12-2019 10:03:00


Mülkiyeliler, yani Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fakültesi) mezunları ve öğrencileri, 4 Aralık günü 160. kuruluş yılını kutladı.
   1859 yılında eğitime başlayan İstanbul’daki okul, devlete çağdaş yöneticiler yetiştirmek amacıyla kurulmuştu. Mülkiye tarihi, 1859 yılında İmparatorluğun kötü giden durumunu düzeltmek için batılı, çağdaş sistemin kurulması ve bu yeni sistemi yürütecek idarecilerin yetişmesi amacıyla Mekteb-i Fünun-u Mülkiye’nin açılışı ile başlar. Padişah II. Abdülhamit’le sorunlu bir ilişki içinde olan okul, Mekteb-i Mülkiye-i Şahane adını alır. II. Meşrutiyet’le gelen İttihatçıların aldığı bir kararla okul kapatılır. I. Dünya Savaşı’nın ilk üç yılında Mülkiye kapalı kalır. Bu arada okulun adı Mekteb-i Mülkiye olmuştur. Talat Paşa’nın çabalarıyla okul tekrar açılır. 76. kuruluş yıldönümünde okulun adı Siyasal Bilgiler Okulu olur. Atatürk dil devrimine uyarak, Mülkiye Mektebi’nin de adını değiştirmiştir. 1936’da okul Ankara’ya Cebeci’deki yeni binasına taşınır. 1949’da Siyasal Bilgiler Okulu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi adını alır.
   Mülkiye, Türkiye’nin en köklü kurumudur, geçmişi olduğu kadar geleceğidir de. Mülkiye topluluğu öncelikli olarak kamuyu gözeten, liyakatı esas alan ilkelerden, hukuk, adalet ve barıştan; eleştirel sosyal bilimden yana değerlerini korumayı bilen bir ruha sahiptir.
   Kayseri’deki mülkiyeliler de her yıl 4 Aralık’ta bir araya gelir ve çeşitli etkinliklerle kutlama yaparlar. Mülkiyeliler Birliği Kayseri Şubesi bu etkinlikleri, kurulduğu 1994 yılından itibaren organize eder. Bir Mülkiyeli olarak 13 yıl aradan sonra bu yıl Kayseri: deki etkinliğe katıldım. Neden 13 yıl sonra? Çünkü Bursa’daydım ve Mülkiyeliler Birliği Bursa Şubesinin etkinliklerine katılıyordum.
   Bu yılki etkinlikte Atatürk Anıtı’na çelenk töreni az kişiyle yapıldı ve akşamki yemek de az katılımlı oldu. Eskiden böyle miydi? Değildi. Etkinliğin her aşamasına Valiler ve mülkiyeli mülki idare amirleri (vali yardımcısı, kaymakam, kaymakam adayları), kamuda ve özel sektörde çalışan tüm mülkiyeliler katılırdı.
   Anımsıyorum, American New York Times gazetesinin 24 Temmuz 2019 günlü hafta sonu Magazine dergisinde kapsamlı bir makale yayımlandı. Suzy Hansen imzalı “Sizin Gibi İnsanların Devri Bitti: Türkiye Entelektüellerini Nasıl Tasfiye Etti” başlıklı bu makalede, Mülkiye’nin Türkiye tarihindeki rolü ve gelinen noktada yaşananlar anlatılıyordu. Özetle, “Türkiye’de birçok akademisyen, ülkelerinin bir gün bir demokrasi haline geleceği umuduyla büyüdü. Sosyoloji, siyaset, felsefe okudular; ihtilaf çözümü, barış inşası, azınlık hakları, sivil toplumun oluşturulması gibi alanlarda uzmanlaştılar. Kendilerinden de daha demokratik nesiller yetiştirecek açık fikirli üniversitelere katılabilmek için siyaset bilimi veya tarih alanında doktoralarını aldılar. İyi yönetişim uygulamaları, adil bir yargı sistemi, özgür basın, insan hakları ve kadın hakları gibi alanlarda inançlıydılar. Bir hedef ve bir uzlaşı vardı. Mülkiye bir akademik fakülteden daha fazlasıydı; Türk devletine idarecilerini ve devlet adamlarını, hukuk uzmanlarını ve siyaset tarihçilerini sağlayan akademik fakülteydi. Mülkiye ile bağlantısı olanlar sadece Türk devletinin nasıl işlediğini anlamakla kalmıyordu; onlar, bir noktaya kadar, Türk devletinin kendisiydi …” deniliyordu.
   Makalede ayrıca bu yıl 160. yılını kutlayan Mülkiye’nin, Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet Türkiye’sine reform ve modernleşme sürecinin en önemli eğitim kurumlarından biri olduğu ve içişleri, maliye ve dışişleri bakanlıkları olmak üzere kamuda değişik kurumlarda önemli görevler üstlenecek kadroları yetiştirdiği anlatılıyor.
   Gerçek bir analiz vardı bu makalede. Beni de düşündürmüştü.
   Şimdi gördüm ki, Mülkiyelilere olan yaklaşım her geçen gün erozyona uğruyor. Nedeni ise Mülkiyeliler, baskıcı egemenleri hiçbir zaman alkışlamadılar. Her türlü keyfi yönetime karşı devletin ve halkın çıkarlarını savundular. Bu yüzden okul yıllardır iktidarların hışmına uğruyor. Kurşunların, hoyrat baskıların, kıyımların hedefi oluyor. Ama ne yapılsa fayda etmiyor. Mülkiye ruhunu koruyor. O çatının altından geçenler o ruhu yaşatıyor.
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.

 

 



Bu yazı 807 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI