Bugun...


Haluk BİLGESAY
EVET EFENDİM! SEPET EFENDİM!
Tarih: 14-12-2019 10:15:00 Güncelleme: 14-12-2019 10:15:00


   Cumhuriyet Gazetesinin ünlü karikatüristi rahmetli Turhan Selçuk, on yıl önce 18 Mayıs 2009 tarihli gazetedeki karikatüründe “Sepet efendim” demişti. Çok şeyi özetliyordu.
   Çalışanlardan “kuruma bağlılık” isteniyor. Bir çeşit iman yani. Çok tehlikeli bir inanç bu. Her geçen gün bu inanca iman edenler artıyor, çoğalıyor, çoğalıyor…
   Bir fıkra var: “Padişahın biri patlıcanı çok severmiş. Şu patlıcan musakkaya bir türlü doyamıyorum dese dalkavuğu da; aman padişahım, siz söyleyince ağzımın suyu akıyor, akşam olsa da yesek dermiş. Padişah imambayıldıdan söz edecek olsa, şu imambayıldıyı icat edenin mekanı cennet olsun, nefis bir yemek, insan yemeye doyamıyor dermiş. Padişah; karnıyarıktan, patlıcan dolmasından, kızartmasından, kebabından, patlıcan salatasından, turşusundan ve reçelinden söz ettikçe, dalkavuk da göklere çıkarırmış. Gel zaman git zaman padişah patlıcandan nefret etmiş, sofraya değil yemeği, salatası, turşusu, tatlısı, patlıcanın p harfinin gelmesini bile yasaklamış. Şu patlıcan musakkanın neresini beğenirler de yerler, bir türlü anlamıyorum dediğinde dalkavuk da padişahın sözünü tamamlarmış. Aman padişahım bu musakkanın yenilmesini yasaklamak lazım. Padişah bir başka gün; bu insanlara hayret ediyorum o kadar güzel salata çeşidi varken akşam yemeğinde tutup patlıcan salatası yiyorlar, anlamak mümkün değil. Dalkavuk sözünü kesercesine atılarak eklermiş, insanlarda damak zevki diye bir şey yok, en iyisi patlıcanın yetiştirilmesini yasaklamak. Adını bile duymaktan nefret ediyorum. Bu konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda dalkavuğa sormuş. Yahu sen bir zamanlar patlıcanı met eder ve adeta göklere çıkarırdın, şimdi ise patlıcanı ve yemeklerini kötülüyorsun, nasıl olur da bu kadar değişebilirsin, hayret. Dalkavuk da hemen yanıtlamış; Bana bak arkadaş, bana bak, ben patlıcanın değil padişahın dalkavuğuyum anladın mı?”
   Eskiden saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kişiler bulunurdu. Bunlara İngiltere’de “soytarı”, Osmanlı İmparatorluğunda ise “dalkavuk” denirdi. Günümüzde bu durum, daha çok “yalakalık” olarak ifade ediliyor.
   Anti-sosyal bir tutum ve davranış biçimi. Peki, kurumsal dalkavukluk da ne oluyor? Bir kültür sorunu. Liderin tutumu, işyeri kültüründe kurumsal dalkavukluğun yeşerip yeşermeyeceğini belirleyen en temel unsurdur. En tehlikeli yanı “yönetimsizlik”tir. Kurum lideri, bir süre sonra sadece iyi haberleri sızdıran ve kötü haberleri dışlayan dalkavukluk kalkanı oluşturmaktadır. Bu olgu yalnızca liderin hoşuna gidecek bilgilere geçit vereceğinden, kurumun “kangren” olması işten bile değildir.
   Kralın soytarısı, kurumsallaşmış dalkavukluğun tarihteki en genel örneğidir. Günümüzde durum, bundan fazlaca farklı değil. Hep evetçilerdir. Bunlar, liderin yakınında duran ve fiziki yakınlık yüzünden lideri yanlış bilgilendiren kurumsal dalkavuklardır. Liderin her söylediğini onaylarlar. Lider, kendi söylediğine kendisi itiraz edince, bu defa bu itirazı da onaylarlar. Bunların yüzünden lider, doğru karar oluşturamaz. Tarih göstermiştir ki en yıkıcı ihanetler, bu dalkavukların hainliğinden çıkmıştır. Batmak üzere olan gemiyi, ilk terk edenler de bu sadık! dalkavuklar olmuştur. İşgüzardırlar.
   Yalan ve yalakalık nasıl bir psiko-sosyal gerçeklik ki bu kadar yaygın? Öyle bir dönemden geçiyoruz ki, ne yazık bunun tersi bir yapı ve zihniyetin değeri yok sanki. İşini dürüst yapan, ilkeli, ona buna yağ çekmeyen insanlar mı, hani nerede? İş dünyasında öyle, bürokraside öyle, basınımızda öyle. İlle de birilerine yağ çekip yalakalık yapacaksın.
   Montesguieu’nun bir önemli sözü, “Dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün kazandırdığı faydadan daha fazla olursa o ülke batar”. Dalkavuklar yüzünden ziyan olan iş gücünü, süreç verimini, karlılığı, iş fırsatlarını ve kaliteli insan varlığını acaba hesaplamayı düşünüyor muyuz?
   Bürokrasiye yansıması mı? “Evet, efendim”, sonrası “sepet efendim”…
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com

 

 

 



Bu yazı 471 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI