Bugun...

Haluk BİLGESAY
ÇIĞLAR, ÇIĞLIKLAR VE UMUT
Tarih: 24-02-2020 10:18:00 Güncelleme: 24-02-2020 10:18:00


Değerli Okurlarım,
   Gazete manşetleri, sosyal medya paylaşımları, televizyon-radyo haberleri, röportajlar, tartışma programları, hepsi de, içinde bulunduğumuz koşulların ne denli ağır olduğunu, kısır döngü içerisinde ah ah, vah vahlarla nereye ve nasıl savrulduğumuzu vurgulamıyor mu?
   Elazığ-Malatya depreminin ardından Van Başkale’deki çığ felaketinin acıları, izleri ve sonrası tartışmaları henüz gündemden düşmemişken, Suriye İdlib’inde yitirdiğimiz şehit haberleri, yokluk-yoksulluk intiharları, kadın, iş ve trafik cinayetleri, çocuk istismarlığı, eylemsel şiddet görüntüleri, anayasa-yasa tanımazlık örnekleri, dinsel sömürü ve halkı kandırmaca-aldatmaca söylemleri, daha neler neler, sıralamaya kalksam sayfalar yetmez.
   Toplumun üzerine büyüyerek inen bir çığ sanki…
   Altında kimler kalıyor, kimler kurtuluyor, izlemekteyiz. İç siyasette, dış siyasette, ekonomide, eğitim ve sağlıkta, hemen her alanda çığlık sesleri.
   Türk Dil Kurumu şöyle tanımlıyor çığlığı: Acı, ince ve keskin ses. Feryat, figan…
   Son yıllarda, bu anlama gelebilecek öyle çok çığlık duyuyoruz ki. Okurken, izlerken, fotoğraflara bakarken yüreğimiz daralıyor. Ülkemizin her yanı neredeyse çığlık çığlığa. İnsanlar haykırıyor, seslerinin duyulması ve sorunlarına çözüm için her yola baş vuruyor.
   Manşetlerde hangi çığlar ve çığlıklar var, bir bakalım.
   Yıllardır iş bulamayıp isyan edenler mi?
   Eşlerini katledip, mahkemelerde kravatla geldiği için iyi hal indirimi verilenler mi?
   Tek dostu kredi kartıymış gibi kartlardan medet umup perişan olanlar mı?
   Kendi adıyla kurulmuş bankanın uygulamalarında varını yoğunu yitiren çiftçiler mi?
   Emekliliği kazandığı halde yaşından ötürü iş bulamayan ve emekli olamayanlar mı?
Aldığı maaşıyla geçinemeyen emekliler mi?
Siftah yapamayan esnaf mı?
Öğretmen olduğu halde atanamayan gençler mi?
Uyuşturucu kullanımının artması ve yasadışı ticareti mi?
Çığ gibi büyüyen beyin göçü mü?
İnsanı öfkeden çıldırtacak derecedeki kayırmalar mı?
Adalet saraylarında yıllardır adalet bekleyenler mi?
TBMM’de ve siyasi partilerdeki seviyesiz kavgalar mı?
Her yıl artan kadın cinayetleri, çocuk istismarlığı, iş ve trafik cinayetleri mi?
İstediği okullarda okuyamayanlar mı?
Çığ gibi büyüyen Suriye ve Suriyeliler sorunu mu?
Sağlıkta, eğitimde ve diğer alanlardaki fiziksel ve psikolojik şiddet görüntüleri mi?
Say say bitmiyor! Daha neler neler… Sorunlar çığ gibi…
Bu çığların altında kalanların çığlıklarını duyan var mı?
Güzel ama yalnız ülkemize şöyle yukarıdan bir bakılsa, bir lokma kuru ekmeğin peşindeki martılar gibi çığlık çığlığa olduğumuz görülür.
   2013’ün 14 Haziranında Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde Zeynep Oral, Norveçli ressam Edvard Munch’un “Çığlık” adlı tablosunu nasıl gerçekleştirdiğini açıklamış, ressamın notlarından alıntıyı yazısına da koymuştu. Bu not aynen şöyleydi: “Kente ve fiyortlara yüksekten bakan tepelerin ardında güneş battı. Ansızın gökyüzü kan kırmızısına bulandı. Olduğum yerde kalakaldım, ölesiye yorgundum... Kentin üzerinde alev almış bulutları seyrettim. Endişeyle, korkuyla titriyordum. İçimde, doğanın sonsuzluğunu yaran hiç bitmeyen bir çığlık hissettim... O çığlığı duydum. Havadaki o titreşim sadece gözlerimi değil, kulaklarımı da etkiledi... Ve sonra Çığlığı resmettim.
   Zeynep Oral aynı köşe yazısında, Gezi olaylarını da anlatmış ve demişti ki “Kentin üzerinde alev almış bulutlar, gözümün önünde biber gazı bulutuna dönüşüyor. Ressamın içinden doğanın sonsuzluğunu yaran çığlık, kadın, erkek, çocuk, yaşlı Gezi’deki tüm gençlerin çığlığına dönüşüyor. Gezi’nin çığlığı artık her yerde.
   Çığlar ve karşılığında çığlıklar…  Öyle bir çığ ki, her çığda ve altında kalanların her çığlığında kötü yönetim ve liyakatsızlığin payı çok büyük.
   Hep böyle mi sürüp gidecek? Umutsuzluğa gerek yok. Her karanlığın sonunda bir aydınlık vardır. 
   Yaşayacağımız bütün günlerimiz aydınlık olsun.
   İletişim: bilgesay.haluk@gmail.com

 



Bu yazı 677 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI