Bugun...

Ayhan GÜLSOY
SEÇİM ÜSTÜNE
Tarih: 09-07-2018 13:08:00 Güncelleme: 09-07-2018 13:08:00


   24 Haziran seçimleri bir fırsatı kaçırdı, ama çoğu kişi farkında değil. Yol yakınken Parlamenter sisteme dönüş için fırsat kapıya kadar gelmişti. Yazık ki kıymeti bilinmedi. Artık ne güçler ayrılığı kaldı, ne de güçlü bir denetleme mekanizması... Bu yetkilerle ülke yöneten hiç kimse, bir daha o yetkileri bırakmak istemez. İnsanoğlu, gördüğünden geri kalmak ister mi hiç?  Seçim öncesi bazı cumhurbaşkanı adaylarının parlamenter sisteme dönüş için verdikleri vaatleri bile ihtiyatla karşılıyordum. Kendi kendime sorduğum soru şuydu:
    -Ya o koltuğa oturunca bu vaatleri unutursa! Başkanlığın sınırsız yetkileriyle sarhoş olursa!..
   * * *
  
Olağan koşullarda halkın yüzde doksanının, hatta yüzde yüzünün ‘hayır" demesini gerektiren anayasa değişikliğine Sayın Erdoğan’ın şahsına duyulan güven, inanç ve sevgi nedeniyle AKP’li yurttaşlar “evet" dediler. MHP ise zaten Anayasa değişikliği önerisini getiren partiydi. Böylece yüz elli yıla yakın bir zamandır Türkiye coğrafyasında sürdürülmüş parlamenter demokrasi mücadelesi boşa gitti. Önceki parlamenter sistemimiz kusursuz muydu, “güçler ayrılığı" tam oluşmuş muydu? Elbette hayır! Ama bu yeni sistemle karşılaştırılamayacak kadar ilerideydi. Onarılması, düzeltilmesi gereken yerler elbette vardı...
   Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi bir şey yaşıyoruz şimdi. Dolunun ne gibi hasarlar açacağını,hep beraber göreceğiz;  ama olan bağa, bahçeye; sebze ve meyvelere olacak!..
   * * *
  
Yüksek Seçim Kurulu kesin olmayan resmi sonuçları açıklamadan, daha sandıkların yüzde altmışı bile YSK kayıtlarına girmemişken;  seçim zaferini duyurmak, coşkulu kalabalıklara seslenmek birkaç seçimdir gördüğümüz şeylerdi. Peki, sabahlara kadar silahların sıkılması, insanlara korku salınması, on altı yıldır iktidarda olan, girdiği her seçimi kazanmakla övünen bir partinin mensuplarına yakışıyor mu? Bunca seçimi kazandığınıza göre, artık bu başarıların doğal karşılanması, olgunlukla, alçakgönüllülükle karşılanması gerekmez mi?
   İki kişinin birbirini yenmeye çalıştığı sporları bilirsiniz. Güreş, boks, karate, Judo... Sporların en zalimi olan bu sporlarda, maç bittiği zaman kazanan sporcu, kaybeden sporcuyu kucaklar, ona sarılır, onu ringden, minderden tevazu içinde yolcu eder...
   Seçimi kazananların üslubuna, tavrına bakıyorum;  bir de, yumruklarıyla, tekmeleriyle rakibini yenen sporcuların maç sonrası tavrına, olgunluğuna...
   Karşıdaki kişi ister rakibin olsun, ister düşmanın; yeter ki ehli dil olsun.



Bu yazı 526 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI