Bugun...

Ayhan GÜLSOY
İÇİNİZE SİNER Mİ?
Tarih: 11-01-2019 10:13:00 Güncelleme: 11-01-2019 10:13:00


   Mahallede meşin yuvarlağın peşinde koşmak; yaz akşamları, ay ışığında uzuneşek ve benzeri oyunlar oynamak, bizim de çocukluk yıllarımızın paha biçilmez etkinlikleriydi…  Hele futbol oynarken, topu rakip kaleye göndermenin tadına doyulmazdı. Kale dediğin ne; iki taşın arası...
   Fakat galibiyete sevinemediğim durumlar da oluyordu. Eğer penaltı golüyle galip gelmişsek, oyunun sonucu içime sinmezdi! Çocuk yüreğimde bir burukluk hissederdim, yeterince mutlu olamazdım. Penaltı golüyle kazanmak, bileğinin hakkıyla kazanmak anlamına gelmiyordu benim için.
   * * *
   Bizim siyasetçileri bilirsiniz, bazıları, kazanmak için her şeyi mübah görür, Makyavelli gibi... Öylesine kanıksamışlar ki bu durumu; ne bir huzursuzluk duyarlar, ne dert ederler!
   Parti içi yarışta öne geçmek için, parti ilkelerini hiç benimsememiş bir insanı bile getirip partiye üye yapabilirler...
   Liderler, koltuğu bırakmamak için, kırk dereden su getirebilirler. Tüzükteki anti demokratik maddelerden medet umarlar. Kafaları eserse, “Git, elinden geleni ardına koyma" dercesine rest çekerler muhaliflerine...
    Bakanlar, kendilerine bağlı kurum ve kuruluşlarda taş üstünde taş kalmasa;  yetkili ve sorumlu olduğu alanlarda; onlarca, yüzlerce insan canlarından olsa, yine de tüylerini kıpırdatmazlar. Ne özeleştiri, ne istifa... Japon devlet adamları gibi, kendilerini sorumlu tutup da, canlarına kıymalarını kimse istemez. Ama izzet-i ikbâl ile görevden çekilmek de mi çok zor!
   “Allah affetsin bizi" demek yeterli olabilir mi ödeşmek için? Hukuk devleti karşısında hesap vermek yok mu!
   ***
   Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yüceliğini, değerini hepimiz biliriz. Egemenliği, monarkın elinden alarak; “Bu devirde kimse sultan değil, padişah değil" diyen bir meclis TBMM. Her yurttaşın saygı duyması gerekir... Ama Meclisin mehabetine sahip çıkmak, özen göstermek; öncelikle o çatının altında oturan üyelerin görevi değil mi?
   TBMM başkanı Sayın Yıldırım, İstanbul Belediye başkanı olmak için aday oldu. Olsun varsın... Ama Meclis başkanlığı görevini de sürdürüyor. Bu durum çoğu hukukçunun, siyasetçinin itirazına neden oluyor. Sayın Yıldırım'ın Meclis başkanlığı görevinden ayrılmasına gerek yoktur, diyebilenler de var. Ne tuhaf! Yarışta adaletin olmadığı yerde seçim kazanmak içinize siner mi?
   ***
   Bir çocuk, penaltı golüyle galip geldiğinde huzursuz oluyor; kırk elli bin seyirci önünde top koşturan futbolcu ise, hakemin gözünü sapıttığı anda, eliyle gol atmayı içine sindiriyor... Maçı TV’de izleyen milyonlarca kişiyi de hiçe sayarak!
    Bir şiirimde söylemiştim:
   “Çocuklar ki, en namuslu yurttaşları bir ülkenin.”
  
Haksız mıyım?



Bu yazı 670 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI