Bugun...

Ayhan GÜLSOY
DEMİREL, ECEVİT, ERBAKAN
Tarih: 25-06-2020 09:35:00 Güncelleme: 25-06-2020 09:35:00


   Bu üç lidere geçmişte yapılan haksızlıkları düşündükçe üzülüyorum. Siyasetin günlük hay huyu içinde,  çekişmeleri içinde, onların kimi düşünceleri ve sözleri nasıl hafife alınmıştı. O günlerde o haksızlığı görmüş, dile getirmiş biri olmaktan duyduğum gönül rahatlığımı gizleyemem.
   İnsanımız, birinin söylediği bir sözü, tam anlamadan, sözün üstünü kazıyıp, altına bakmadan ön yargılarla topa tutuyor kişileri... Ardından, büyüyüp gidiyor bilgisizlik halkası...
   * * *
   1970’lerde, hükümeti protesto mitinglerinde; öğrenciler, işçiler seslerini yükselterek, slogan atarak sokaklarda yürüdükçe; dönemin başbakanı Süleyman Demirel, tarihe geçecek olan o ünlü sözüyle karşılık vermişti:
   -Sokaklar yürümekle aşınmaz!
   Çok dalga geçildi bu sözle… Protesto hakkını kullanan yurttaşa gösterilen  hoşgörüydü aslında o sözler. Nitekim o sözlerin ne kadar demokratik bir olgunluk ve gereksinim olduğunu, 12 Eylül faşizmi gelince ve sonraki yaşadığınız hukuksuzluklarda anlamış olduk. Gösteri ve yürüyüş hakkının tekme tokat yok edildiğini her gördüğümüzde... Hukuksuzluklar karşısında şaşırıp kaldığımız  şu günlerde!..
   Demirel'in “sokaklar yürümekle aşınmaz” sözündeki hoşgörüyü, demokratik sabrın değerini  bugün anlamayanımız var mıdır?
   * * *
  
Ecevit’in ülkemizin geleceği için çok değerli bir projesi, bir hayali vardı. Hayâl ama, gerçekleşmesi mümkün ve ülke için gerekli bir hayaldi. “Köy-kent projesi...”İstanbul, henüz üç dört milyon nüfuslu iken, büyük kentlere bunca insan sığışmamışken; uzaktan görülmüş gerçeğin öngörüsüydü aslında, o hayâl dediğimiz proje.
   Yazık ki onunla da dalga geçildi. Bir iş peşine düşüp kentlere doluşan insanların, bugün kentlerde ne büyük sorunlar yaşadığını; kentlerin,  içinden çıkılmaz sorunlarla nasıl  boğuştuğunu görmüyor muyuz? Oysa, on-on beş köyün ortasına kurulacak fabrika ve işyerleri ile; köyden kentte göç önlenecek, yeni köy kentler kurulacak; yurdun her köşesi, her bölgesi gelişmiş, kalkınmış olacaktı. Her yörenin, bölgenin  tarım ve hayvancılık ürünlerini işleyecek fabrikalar kurulacaktı...
   * * *
  
Erbakan'ın “ağır sanayi" hayâli ile de dalga geçildi 1970'lerde. Oysa Kayseri’deki Taksan Takım Tezgahları Fabrikası gibi fabrikalara öylesine ihtiyacımız vardı ki. Kendi topumuzu, tankımızı, traktörünüzü yapmamız gerekir diye  söyledikçe Erbakan; başta siyasi rakipleri, sonra onların peşine düşen çevreler,alay ettiler onunla. Ona yapılan haksızlık, aslında ülkenin geleceğine yapılmış bir kötülük değil miydi?
   * * *
   Kuvvetler ayrılığının üç erkinden biri olan ‘yargının’, üç ayağından biri kabul ettiğimiz “savunma” mensuplarının yürüyüş haklarının nasıl sertlikle engellendiğini görünce; Demirel'in o sözleri geldi aklıma. Demirel'e yapılan haksızlığı düşündüm. Sonra Ecevit'e, Erbakan'a yaptığımız öteki  haksızlıklar geldi aklıma...
   İletişim: ayhangulsoy1@gmail.com

 

 

 

 



Bu yazı 1759 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI