Bugun...

Ayhan GÜLSOY
ÇUVALLAMAK
Tarih: 11-06-2019 10:12:00 Güncelleme: 11-06-2019 10:12:00


   Türkçeyi zengin kılan kaynaklardan biri de deyimlerimiz. Saatlerce konuşulacak konuyu, iki üç sözcükten oluşan deyimle anlatabilirsiniz. Deyimlerimizdeki mecazlar dilimizin iliğidir; lezzetine doyulmaz. “Gözünde tütmek” deyimi içinizdeki özlemi öyle dile getirir ki, fazla söze gerek kalmaz.  Her dilde deyimler, büyük kapıları açan küçük anahtar görevi görür, ama ben birinciliği Türkçeye veririm.
   ***
   31 Mart Seçimlerinden sonraki gelişmelere baktığımız zaman tam anlamıyla çuvalladığımız görülüyor. Siz burada“eline yüzüne bulaştırmak”, “kafasını gözünü yarmak" deyimlerini de kullanabilirsiniz...
   İstanbul seçimlerini kimin kazandığı bal gibi belli... İktidar partisinin itirazı üzerine, Yüksek Seçim Kurulu önceki kararlarını hiçe sayma pahasına, İstanbul seçimini yenileme kararı aldı. Sandık kurullarını oluşturmakla yetkili İlçe Seçim Kurulları suçlandı. Oysa ortada seçimin sonucunu değiştirecek somut olay gösterilemiyordu...  23 Haziran Seçimleri için aynı kurullara yine görev verilince, ortalık karıştı. Önceki kurullar, hâkimler kusurlu ise, aynı kişilerle ikinci seçimi yapmak bir çelişki değil miydi? Egemen güç sert çıkınca, YSK o kararından da döndü… Adı geçen seçim müdürlerinin görev yerlerini değiştirdi. Seçim Kurulu başkanları ile ilgili işlemi, Hâkimler Savcılar Kuruluna bıraktı...
   Siyasi hırs yüzünden “çuvalladık!”
   ***
   Asıl sorun nerede düğümleniyor?
   Bütün sıkıntıların anası 16 Nisan 2017 referandumu ile hayata geçen yeni anayasadır. Toplumun yüzde yüzünün “hayır" oyu vermesi gereken anayasa değişikliğine, toplumun yarısı “evet" oyu verdi. Akıl alacak şey değildi bu! Halk, elindeki yetkiyi tek makama teslim etti!
   Cumhurbaşkanlığı makamına öyle yetkiler veriyor ki yeni anayasa; “yasama-yürütme-yargı” gücü tümüyle Cumhurbaşkanlığının elinde toplanıyor. Kim cumhurbaşkanı olursa olsun, bu kadar yetkiyle donatılmış görevlerin altından kalkmak kolay değil. Hiç kimsenin insanüstü gücü yok! İnsanoğlunun yeteneği de, aklı da sınırlıdır. Üstelik bencildir, adam kayırır, taraflıdır...
   ***
   Bunca yetki yetmezmiş gibi Cumhurbaşkanının iktidar partisinin genel başkanı olması ise, o ülkede demokrasiye atılmış en büyük çelmedir. Olağanüstü yetkilere bürünmüş cumhurbaşkanı; iktidar partisinin genel başkanı... Hangi savcı yürütmeye dava açabilir artık, hangi hâkim yürütmenin kararını bozabilir? Yürütmenin başı, iktidar partisinin genel başkanı çünkü!
   ***
   Yeni anayasaya “evet" oyu veren yurttaşların şunu düşünmesi gerekir. Hiç oy vermeyecekleri bir partinin genel başkanı; bir gün gelir de, böyle büyük yetkilerle cumhurbaşkanı olursa; ona “cumhurbaşkanım" diye sarılabilirler mi, ona güvenebilirler mi?
   Budur akıllarda ve vicdanlarda yanıt bekleyen soru!

 



Bu yazı 205 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI