Bugun...


Ahmet DEMİREL
REHAVETE KAPILMAYALIM
Tarih: 27-04-2020 12:47:00 Güncelleme: 27-04-2020 12:47:00


Korona Virüs mücadelesinde dikkat edilecek temel unsurlar:
   1) Ellerimizi yıkamak; ağzımıza, burnumuza, gözümüze, yüzümüze dokunmamak
   2) Her durumunda maske kullanmak
   3) Hastaları ve şüphelileri izole etmek, karantinaya almak
   4) Sosyal mesafeyi en az 2 metre olacak şekilde muhafaza etmek gibi
   Haftalar ilerledikçe 65 yaş ve üzeri insanlara bir gereksinim doğdu. Bu yaş grubu için uzun zamandır uygulanan sokağa çıkma yasağı bir nebze hafifletilebilir. Kalabalığa girmeden hafta da birkaç gün 1,2 saat yürüyüş ve hava alma molası verilebilir böylece bu değerlerimizin psikolojisini bozmamış oluruz.
   Bu arada korona virüs salgınından bir haber olan sokak hayvanlarımızı ihmal etmemeli onlara ihtiyaçları olan yiyecek ve içecekleri verebilmeli, gerekli hoş görüyü gösterebilmeliyiz.
   Kovid-19 ile mücadele bağlamında hastalığa karşı uygulanacak aşı ve tedavi ilaçları ile ilgili ARGE çalışmalarını tüm Dünya genelinde ve Türkiye’de merakla ve heyecanla izlemekteyiz.
   İçine girdiğimiz bu Ramazan ayında rehavete kapılmadan kovid-19 ile mücadelemizi sabırla sürdürmeliyiz. Doğru bir beslenmeyle orucun mücadelemize değil zarar vermesi aksine son derece yararını görebiliriz.
   Korona virüs bilim kurulu üyesi Prof. Dr. Teyfik Özlü Türkiye’yi de pençesine alınan salgınla ilgili son verileri rakamlarla değerlendiriyor. 11 Nisan itibariyle en yüksek vaka sayısına ulaştığımızı (5.000 üzerinde) daha sonra rakamların durağanlaştığını ve inişe eğilim gösterdiğini ifade ediyor. Gene de önümüzdeki günler de trendi yakından takip etmemiz gerektiğini söylüyor. Avrupa bu trendi yaklaşık 12 hafta da yakalarken, biz Türkiye buna 5-6 hafta da erişebileceğiz. Tabi bir gevşemeye fırsat vermeden mücadeleye devam etmek kaydıyla.
   Ramazan’da dikkat edilecek bazı hususlar örneğin;
   a- Toplu iftar ve ibadetlerden uzak durma
   b- Yardım kolileri hazırlarken, bunları evlere iletirken yakın temastan kaçınmalıyız. Bu iletişim esnasında maskelerimizi unutmamalıyız, yardım paketlerini evlerin içine girmeden kapıda vermeliyiz.
   c- Şeker ve yüksek tansiyonlu ve de 65 yaş üzeri insanlar da ayrı bir özen göstermeliyiz. Korona virüse yakalanan hamileler de hastalık çok daha dikkatle izlenmelidir zira; hamilelerde kalp atış hızı artar akciğerlerin kapasitesi azalır, bağışıklık sistemi zayıflayabilir.
   Korona virüs hastalığı ev de atlatılabilir mi? Evet atlatılabilir. Vakaların çoğu evde atlatılıyor. Kovid-19 pozitif olan bir hasta da genel durum iyi, akciğer tutulumu yok veya çok az ise ve de 55 yaş altı kişiler de ek bir hastalıkta yoksa ev de tedaviyle düzelebilirler, bunların standart tedavileri var. 5 günlük tedavi ve sonrası toplamı 14 günlük karantina ile tamamen iyileşme büyük ölçüde sağlanıyor. Rehavete kapılmadığımız takdirde 2-3 hafta içinde her gün artan sayıda iyileşme kendini gösterecektir ancak kimse hayatın tamamen normale dönmesini beklememelidir. Zaten hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır kanısındayım.
   Vücut drencimizi yani bağışıklık sistemimizi güçlendirecek savaşçı besinler vardır örneğin; meyve sebzelerdeki anti oksidanlar, ACE Vitaminleri, folik asit, selenyum gibi… Özellikle maydanoz, kuşburnu, yeşilbiber, greyfurt, nar, portakal, limon, çilek, kivi, enginar yüksek miktarda C vitamini bulundururlar. Havuç, ıspanak, domates, brokoli, pırasa, bal kabağı gibi ürünler bir A vitamini türevi Beta Karoten içerirler. Zencefil, zerdeçal, soğan, sarımsak, kefir, yoğurt, zeytin, turşu, yulaf gibi yiyecekler hem anti oksidan hem de bağışıklık kazandıran özellikleriyle tüm hastalıklara ve Kovid- 19 a karşı yararlı olurlar.
   Bu kadar ekonomik dar boğaz yaşarken tüm Dünya ve Türkiye yeni Sahra ve pandemi hastaneleri yaptırmak yerine eski hastanelerimizin, (örneğin Kayseri Askeri Hastanesi ve yeni yapılan şehir hastanesine taşındıktan sonra geride kalan hastane ve polikliniklerimiz) fuar alanlarının, büyük kapalı salonların kullanılması en uygundur. Böylece Kovid hastaları diğer hastalarımız için bir tehlike olmaktan çıkar. Tedavi bir merkezde toplanarak yönetilmiş olur. Kovid dışı diğer hastalarımız da ihmal edilmemiş olurlar.
   “ Gel nasıl olursan gel; iyilik sever yardım sever dergâhımıza gel” diye Dünya’ya haykıran bir Mevlana’mızdan esinlenerek Kovid salgını olduğu şu günler de tüm 83 milyon insanımızla yardımlaşmamız gerekir. İller de bizlere en yakın kurumumuz olan belediyelerden olsun, merkezi yönetimden olsun top yekun ve tek vücut birbirimizi desteklememiz gereken günlerden geçiyoruz. Belediyeler ve merkezi hükümetin kurumları dışında STK’ların (Sivil Toplum Kuruluş) bu yardımlaşmaya katılmaları gerekir. Hiçbir insanımızı ayrıştırmadan, ötekileştirmeden özellikle yaşlılar, işsizler ve öğrenciler bu yardımlaşma da ön planda tutulmalıdırlar. Bugüne kadar görmediğimiz diyanet İşleri ve muhtarlıklar böylesi günler de daha çok destek olmak, daha çok yardımlara katılmak durumundadırlar. Tüm mahallelerin muhtarları, tüm camilerimizin görevlileri yani imam ve müezzinleri Türkiye’deki yaygın örgütlenme imkânlarıyla bunu yapabilecek durumdadırlar.( Gerek bilgisayar donanımları gerekse bugünlerdeki boş zaman ve imkânları buna uygundur) Diyanet İşleri Başkanlığı vergilerimizden oluşan bütçemizin en büyük paylarından birini alırken bu kriz durumlarında daha aktif rol alıp milletimize hizmet edebilmelidir.
   İnanıyorum ki rehavete kapılmadığımız takdirde ilerleyen günler de her şey daha güzel olacak. Kalın Sağlıcakla
   İletişim; ysdemirel@yahoo.com

 



Bu yazı 6175 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI